Türkçe

Katil kim?

İzlenme 449
Bugün bir haber düştü ekranlara ve bir “Ohh” sesi duyuldu etrafımızda, sanki topluca yankılandı tüm Türkiye’de. Yüreklere su serpildi Özgecan’ın katili cezaevinde öldürüldü haberiyle. Kadına yönelik şiddetin yüzlerce örneği arasında bir simge olmuştu Özgecan ve dolayısıyla o güne kadar birikmiş ve hala birikmeye devam eden acı, “iyi ki” ye sebep oldu kanımca. Biri öldürüldü ve biz sevindik. “Oh olmuş” dedik. Evet, “Oh oldu” ama bitti mi? Vicdanlarımız sustu mu?
.
Biri bir suç işledi, bir canilik yaptı ve cezası birileri eliyle verildi. Acaba suçlu sadece vurulan bu adam mıydı yoksa katil ve tecavüzcüleri yaratan bu sistem mi? Son on yıldır çokça gündemimizde olan ve bu günlerde artarak devam eden kadına ve çocuklara yönelik şiddet ve kimliksizleştirme çalışmaları; toplumun yozlaştırılması ve geriye çekilmesi adına atılan tüm adımların ve tüm fetvaların sonucudur. Yeni Türkiye adıyla şekillendirmeye çalışılan sistemin yürümesi açısından, Cumhuriyetin en özel kazanımlarından olan modern ve çağdaş Türk kadını imajının yok edilmesi, sistemin yaratıcıları için önemli bir dinamo taşıdır. Çünkü kadının toplumsal hayatta yer alması, var olması, sistem için tehlikelidir, bu da işlerine gelmez. Bunun içindir ki hemen hemen her gün bir piyon çıkar ve özellikle kadınlarla ilgili cinselliği de çokça alet ederek kabul edilemez açıklamalar yapar. Bu açıklamalardan güç alan, bu zihniyetten beslenen tek hücreliler ise kadınımıza, çocuğumuza saldırarak taciz eder, tecavüz eder, işkence eder.
Bir örnek vermek istiyorum, bugün karşılaştığım bir sosyal medya paylaşımı:
Malatya’da bir lisenin müdür yardımcısı, bir eğitimci demeye utandığım şahıs, halk oyunları ekibinin fotoğrafını paylaşarak şu açıklamayı yapmış. “Allah aşkına şu güzelim memleketimizin hangi yöresinde böyle kızlı erkekli bir halk oyunu. Maalesef gençlerimize çocuklarımıza halk oyunları adı altında halt oyunları oynatıyorlar. Hangi baba 16-17 yaşındaki kızının elini bir erkeğin tutmasını, diz dize, göz göze, sarmaş dolaş halt oyunu oynamasını ister? Namusu için cinayet işleyen adam buna izin verir mi? Bence de vermez. Bu şekilde bir halk oyununun neresi İslam’a uygun? Geleneksel kıyafetler giyince bu durum helal mi oluyor? İslam’daki zina mevzusunu iyi okumalı ey analar babalar…” (not: yazının noktalama işaretlerini de ben düzelttim, kendisi bir eğitimci olarak dümdüz ve tamamı büyük harflerle yazmış)
.
Hangi cümleyi tutsanız elinizde kalıyor ve üzgünüm ki insanlar bu ve benzeri kişileri makamlarından dolayı otorite kabul ediyor ve inanıyor. (Terbiyemi bozmayacağım ve beyefendi diye hitap edeceğim, böyle bir sıfatı hak etmediğinizi düşünsem de) Beyefendi acaba yaşı reşit bile olmayan kız çocuklarını koynunuza almanız mı İslam’a uygun? Annesinin diz kapağından tahrik olabilen erkek çocukları mı İslam’a uygun? Açlık sınırının altında yaşayan tonlarca insan yaşarken memlekette zevk-i sefa içinde saraylarda yaşamak mı İslam’a uygun? Ramazanda televizyon programlarına çıkıp milyonlarca lirayı cebe indirmek mi İslam’a uygun? Tecavüzleri aklamak mı İslam’a uygun? Ortaya saçılan yolsuzluklar ve hırsızlıklar mı İslam’a uygun? Ülkemizi ziyarete gelecek olan Müslüman Suudi kralın 500 Mercedes’li koruma ordusu ve kalacağı otele 10 milyon dolarlık düzenleme yapılması mı İslam’a uygun? Üstelik bu İslam liderinin ülkesinin hemen karşı kıyısında açlıktan ölen tonlarca insan varken. Bu kadarına bile verecek cevabınız yok biliyorum ama bu gibi sorular o kadar çok ki. Burada veremediğiniz cevapları, dilinizden düşürmediğiniz öteki dünyada nasıl vereceksiniz o da büyük bir merak konusu.
.
İşte bu örnekteki gibi insan sıfatlılar aracılığıyla ve hatta aracı kullanmadan bizzat kendi söylemleriyle yaratılan toplumsal travma ve korku ortamı ile kazanımlarımızı, değerlerimizi ve Anadolu kültürümüzün güzelliklerini bir bir yok ederek üstümüze çökmeye çalışmaları elbette ilk önce kadınlar ve çocuklar üzerinden işletiliyor. Buna paralel olarak da devam eden sözde milliyetçilik akımı ile savaş ortamı yaratılmaya çalışılıyor. En büyük kozları, dini ve milli duyguları istismar etmek; avantajları ise milliyetçiliği de dini de bilmeyen ya da duyduğu kadar bilen bir çoğunluğa hitap etmek. Bu yaşadığımız çirkinliklere ortak olanlar hiç sevilmemiş, sevmenin ve sevilmenin tadını almamış oldukları için böyle kötüler, böyle yalancı ve hadsizler.
.
O halde bizler, Özgecan ve tüm kadınlar için, çocuklar için, yıkmaya çalıştıkları değerlerimiz için ses olmaya devam edeceğiz.
SEN; anne, baba, her kimsen, her kimin için endişeleniyorsan ses vermekten vazgeçme! Çoğalarak ses vermeye devam et, çoğaltarak ses vermeye devam et. Çünkü bu ses kulaklarında duyulmaya devam ettikçe sonlarının olduğunu unutamayacaklar. Sev, âşık ol, şarkı söyle, dans et, kahkaha at ve yaşamda mücadelenle var olmaya devam et. Biliyorsun nefes almak değil yaşamak, nefesini de yaşamını da bu kirli ellere teslim etmemek için lütfen kalk ve bir şey yap, yapanlara omuz ver!
.
Unutma! “Dünyayı güzellik kurtaracak ve bir insanı sevmekle başlayacak her şey.”
.
Bir insanı sevmek dediğimde aklıma gelen özel insanlardan birinin ölüm yıldönümüydü geçtiğimiz gün ve ben kendisini anarak son vermek istiyorum yazıma. Kendisi de aynı Türkan Saylan hocamız gibi son günlerinde bu gerici ve yozlaşmış zihniyet tarafından karalanmaya çalışılmıştı ne yazık ki. Sevgiyi, aşkı, hayat arkadaşı olmayı en nadide sözlerle içimize sızdıran, “Aşk bir sızma halidir” diyen Meral Okay, ışıklar içinde uyu…
.
Gökçe Özkan
Postbeykoz
12 Nisan 2016

25/05/2018 Gün Ortalama:2133  Bugün 50 Ziyaret var  Sitede 6 kişi var  IP:54.166.212.152