Türkçe

YENİ BİR DİL YÜRÜYÜŞ DİLİ TAKSİM

İzlenme 1352

Nazım Hikmet, “hürriyet kavgası” şiirinin ilk dörtlüğünde haykırır.

“Yine kitapları, türküleri,bayraklarıyla geldiler,
dalga dalga aydınlık oldular,
yürüdüler karanlığın üstüne
Meydanları zaptettiler
yine.”
İşçi sınıfı ve emekçiler birlik, dayanışma, mücadele talepleri ile 1Mayıs 1977’de zaptettiği alanı Taksim’i tam otuz yıl sonra 1Mayıs 2007’de, Nazım Hikmet’in haykırışını yüreğinde hissederek aynı talepler fakat yeni bir dil, yeni bir yürüyüş dili sonucu zaptedecek ve Türkiye sokakları başka bir dil olan bu yürüyüş dili ile konuşmaya başlayacaktır. Otuz dört sınıf kardeşimizi katledenlerle birlikte buna göz yumanlar şunu bilmeliler ki 1 Mayıs 2007 Taksim Lale devrine değil, kızıl karanfil devrimine öncülük edecektir.

Otuz yıl öncesine geri döndüğümüzde meydanları zapteden beş yüz binleri görürüz. Katledilen sınıf kardeşlerimizin emekyüzlü aydınlığını görürüz. Aydınlattıkları yolda yürümek isteyen işçi ve emekçilerin kararlılığıyla birlikte Marks’ın aydınlanmacı yüzünün işçi ve emekçi sınıfımıza gülümsediğini görürüz. Bu gördüklerimizin dışında başka neyi görmemiz gerekiyor? Tarih bilinci. Tarih bilinci ve bilimi, yarını kurmak için gereklidir ve yarını istediğimiz gibi kurabilmenin yolu ise bugünü etkilemekten geçiyor, geçmişi öğrenmek yarının kurulabilmesi amacına yönelik yoğun çabadan başkası değildir.

Geçmişe, çok değil otuz yıl geriye 1 Mayıs 1977 ye bakıyoruz. Bakarken sadece katliamı görüyoruz, acılarımız çok büyük ve bu görüş önemlidir. Gördüklerimizin dışında acılarımızdan kaynaklanan seçim takvimini unutuyoruz. 5 Haziran 1977 seçimleri var ve bir ay beş gün sonraya denk geliyor, bunun anlamı şu: Yarınına güvenle bakma şansını bütünüyle yitirmiş geniş kitleler işsizlikten bunalmış, telaşlı ve kaygılı bir bekleyiş içindeler. İşçi ve emekçilerse “sınıfsız,imtiyazsız,kaynaşmış” bir toplumun bireyleri olmadıklarının farkına varmasalar da sezgileri öyle söylüyor. Sopayı elinde tutan MHP nin faşist saldırıları arttırması, toplumun geniş kesimlerini nereye gidiyoruz sorusu ile beraber tedirginliğe sürüklenmiş durumda. Nesnelliğin üzerinden yükselen sosyalist partiler ve devrimci hareketlerin tümü, toplumun dokusunu sıcak dokunuş teması ile örgütlemesi ve bir bayrak yarışı inadı ile de devrime, sosyalizme koşması, sermaye sınıfıyla iktidar sahiplerini ürkütmüştür. Ürken sermaye sınıfı tüm umudunu “umudumuz Ecevit” sloganı ile havuççu CHP’yi bayraklaştırarak CHP nin tek başına iktidara gelmesi için önündeki tüm engelleri kaldırmak adına MHP yi kullanmış, faşist saldırıları ve ölümleri arttırmıştır. İşçi sınıfı ve emekçilerin içinde olduğu toplumun yönelimini “ya faşizm ya CHP” ikilemi arasına sıkıştıran sermaye sınıfı, tarihin derinliklerinden gelen Kemalist sol ideolojiye bulaşıklığını bir türlü atamayan veya atmak istemeyen başta TKP, toplumsal ilerleme hareketi ile Kemalist bağımsızlıkçı devrimci demokrat hareketini, sendikal alanda ise “ileri demokratik düzen”ci DİSK başta olmak üzere Maden-İş sendikasını CHP yi sol adına destekleme kapanının içine kıstırmış ve bu kıskacını da 5 Haziran 1977 seçim gününe kadar kullanmıştır. Sermaye sınıfının tek isteği, işçi ve emekçilerin sınıf mücadelesi yolunda bağımsız sosyalist hareketinin kazanımlarını temelden yok etmek yatar. Bu yüzden sırf bu yüzden “ya faşizm ya CHP” ikilemi yaratarak “umudumuz Ecevit”, “faşizm geliyor”, ”karaoğlan geliyor” sloganlarının arkasına yığınak yapabilmek adına 1Mayıs1977 katliamı gerçekleştirilmiştir. 5 Haziran 1977 seçiminin önemi burada yatıyor.
“1930 yıllarının ortasına doğru burjuvazi, havuç ve sopa politikasını,sınıf kavramına karşı güçlü bir ideolojik saldırı ve üretici güçleri yükseltmeye yönelik sanayileşme çabalarıyla takviye etti. Bunu aynı örgütle, Cumhuriyet halk Fırkası aracılığıyla yaptı. Cumhuriyet Halk Fırkası, bir eliyle havucu, diğeriyle sopayı gösterdi. Her ikisini de kullandı. 1970 yıllarının ortasına doğru ise, Türkiye’de ve gelişmişliğin zenginliğinde, belli bir iş bölümü ortaya çıktı. Havucu, Cumhuriyet Halk Partisi tuttu. Sopa, Milliyetçi Hareket Partisi’nin eline verildi. Bu yüzden ve çok derinden CHP ile MHP birbirini tamamladı. Bu yüzden CHP, MHP’nin kapatılmasına hiçbir zaman yanaşmadı. Bu yüzden CHP ve destekleyicileri, MHP tehlikesini bayrak saydılar.” “ Yalçın KÜÇÜK – Türkiye üzerine tezler/4 – sayfa: 23 – Tekin yay.”

Seçim sonrası tablo şu: Cumhurbaşkanı Korutürk, %41.39 oy oranı 213 milletvekili ile hükümet kurma görevini CHP lideri Ecevit’e verdi. CHP nin kurduğu azınlık hükümeti TBMM de 217 kabul oyuna karşılık 229 ret oyu ile güvenoyu alamadı. Mecliste kavgalar çıktı. Korutürk, %36.89 oy oranı 189 milletvekili kazanan AP lideri Demirel’e hükümet kurma görevini verdi. Demirel’de, %8.57 oy oranı 24 milletvekili çıkaran MSP ile, %6.42 oy oranı 16 milletvekili çıkaran MHP’yi yanına alarak 2.MC hükümetini 219’a karşın 229 kabul oyuyla kurdu.Devamı var, aynı tarih 14 Aralık yerel seçimleri yapılıyor ve CHP 67 ilin 42 sini kazanıyor. Aynı tarih 31 Aralık günü Mecliste yapılan gensoru görüşmeleri sonucu,2.MC hükümeti 218 kabul 228 ret oyu ile düşürülüyor. 1Ocak1978 günü Korutürk hükümeti kurma görevini CHP lideri Ecevit’e veriyor, 2 Ocakta kabine açıklanarak hükümet kuruluyor ve Ecevit Başbakan oluyor. Biraz meşakkatli bir yol olsa da sermaye sınıfı muradına eriyor.Bu bir matematiksel tarih anlamına geliyor.

Bilimsel soyutlama somutun zenginliğinde, gerçekler de bu soyutlamanın arkasından geliyor.Tarihle olan ilgimizi canlı tutmak, tarihler arası bağı kurmakla mümkün. Bugünün somutuna 14 Nisan Ankara Tandoğan da yapılan “Cumhuriyet için birleşin yarın çok geç olabilir” mitingine bakıyoruz, bizlere ne anlatıyor? En baştan belirtmem gerek, otuz yıl önce “ya faşizm ya CHP” ikilemi dayatıldığında, nasıl ki, Kemalist ulusçu milliyetçiliğin arkasına takılarak sosyalizm mücadelesinin yürütülemeyeceği, devrimcilerin devrim kalkışmasını yapamayacağı anlaşılmışa, bugün de “ya AKP irtica ya Cumhur milliyetçiliği” ikileminden, irticacı AKP’ye karşı olmak adına Cumhur milliyetçiliği yapan başta kuvvet komutanlıklarının ve arkasında hizaya dizilmiş tüm sermaye partilerinin çeperinde dolaşarak solculuk yapılamaz. Cumhur milliyetçiliğinin arkasında saf tutularak, işçi ve emekçi sınıfının sömürüsüz bir Dünya istemine cevap vermek nasıl mümkün değilse, siyasal temsilcisi olma yolunda sosyalist hareketi örgütlemekte mümkün değildir. Dağıttıkları bildiriden kalkarak söylüyorum.
“Cumhuriyet için birleşin yarın çok geç olabilir.
Ülkemizin ve ulusumuzun bölünmez bütünlüğü için.
Demokratik, laik, sosyal hukuk devleti için.
Tam bağımsız ve aydınlık bir Türkiye için.
Cumhuriyetimizin kazanımlarına ve kurumlarına sahip çıkmak ve “irticaya hayır” demek için, Bize
katılın.”

Bütün bu söylemlerin içi boş ve koftur, hiçbir cümlesinin anlamı yoktur. Boş ve koftur, çünkü: Dertlenerek söylendiklerinden kendileri ilgisiz sorumludur. Ayrıca, bu söylemlerin her biri program ve talep olarak bugüne ait değildir, 1919 Türkiye’sine aittir. Siz bakmayın “1919 ruhu ortalıkta dolaşıyor” diyen hocalara, sosyalist hareketin hacı hocayla ilgileri bulunmamaktadır. Amerika’ya karşıyız,Avrupa’ya karşıyız,IMF’ye karşıyız,biz ilericiyiz,devrimciyiz,yurtseveriz diyerek atıp tutmak kolaydır kürsüden. Tek bir ciddi adım atın, evet buradan sesleniyorum, demokratik,laik, hukuk devleti için 12 Eylül darbeci generalleri ve sorumluları tutuklayın ve yargılayın, 12 Eylül’de hukuk devleti ilkesi yerle bir edilmiştir, “asmayalım da besleyelim mi” diyen Kenan Evren gencecik çocukları idam sehpalarına göndermiştir, binlerce sosyalisti, devrimciyi işkencelerden geçirerek sakat bırakmıştır. Yaşıyor yargılayın, asmayın ama beslemeyin de. Sizlere tüm sosyalistler adına söz veriyorum, hepimiz destekleyeceğiz sizleri ,tam bağımsızlık için NATO dan da hep beraber çıkacağız söz veriyorum. Gericiliği de irticayı da bir daha geri gelmemecesine bu ülkeden söküp atacağız hep beraber söz veriyorum.

Biraz ciddiyet gerekiyorsa, Cumhur milliyetçileri otursunlar oturdukları yerde, bu ülke sahipsiz kalmayacaktır. Sosyalistler,devrimciler,ilericiler,yurtseverler geliyor. Yeni bir dil yaratılmıştır yürüyüş dili. Sokaklarda, alanlarda Taksim’de yürüyüş dili konuşulmaya başlanmıştır.
21 Nisan 2007
Mesut CANATAK 

17/07/2018 Gün Ortalama:2178  Bugün 430 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.224.17.157