Türkçe

SEÇİMLER YAKLAŞIRKEN

İzlenme 940
Seçimlere az kaldı. Çıkacak tablo üzerinden bir çok olasılık masaya yatırılıyor. birden fazla olasılıklardan söz edenler çok. Bu kadar çok olasılıkların sonuçlarını şimdiden kestirmek çok mümkün görülmemektedir. Hiç kuşku yok ki; seçimlerin sonucunda, bu kez de ortaya çıkan siyasal tablo ve sonuçlar çok tartışılacaktır. Yine, ileriye yönelik tartışmalarda seçim süreçlerinde ne ya da neler yaşandığı önemini koruyacaktır siyasi özneler açısından. Diğer yandan, bu süreci siyasi öznelerden bağımsız olarak  okuyan emekçi halkın da, gelişmelere ilişkin yeni sürece bakarak siyasi  bir tutum takınacağı da bilinmelidir.
Seçim sonuçları bir kez daha gösterecektir ki, iktidarın sınıfsal niteliği değişmediği ve kapitalizmin ortadan kalkmadığı sürece, düzen içi seçim çekişmeleri ile emekçilerin kurtuluşu ham bir hayaldir. 
 
Bana göre Haziran'ın önemi burada devreye girebilmeliydi. seçimlerinin, sosyalizmin tek kurtuluş seçeneği olduğunun güçlü bir sesi olmayı kampanyalarıyla gündeme getirmeliydi haziran.
Birleşik Haziran Hareketi (BHH) nin seçimler yönelik siyaseti belli bir sıkışmışlığın ifadesidir ve ben bunu anlayabiliyorum. Ama BHH seçim siyasetinin sınıf mücadelesi ve sosyalizmin temsili, geleceği bakımından bazı sakatlıklar taşıdığını da kabul etmek zorundayım. 
Haziran Hareketi'nin seçim siyasetinin HDP ve CHP'ye dönük bir işaret bir ilgi yarattığı çok açık. Hangisi tercih edilecek: CHP'mi, HDP'mi?
İnanılmaz senaryolar ve gerekçeler açıklanıyor. AKP'nin politikası belli bir korkuya dayandırılıyor. Tek başıma iktidar olamazsam, başkanlık olmazsa ''istikrar'' bozulur diyor.
 AKP yıpranmaz ve iktidarını korursa TSK darbe yapar mı? Bir de Demokratik Özerklik ilan edilirse...
Gelecek korkusu ve gelecekten endişe etme, politik duyarlılığı yüksek kesimleri bile tutsak etmiş durumda. 
AKP yerine CHP'yi tercih etmez misin?
AKP olacağına, CHP-HDP koalisyonu fena mı olur?
HDP barajı aşsa iyi olmaz mı?
Bu sorular elbette temelsiz ve büsbütün anlamsız değil. AKP'nin gitmesi, HDP'nin barajı aşması iyi olur ancak HDP'yi destekleyenler birbirine karşıt argümanlar da sunabiliyorlar:
''Sandıktan AKP'nin tek başına iktidar olmasını sağlayacak bir sonuç çıkmazsa TSK darbe yapacakmış...? ''
''HDP barajı geçmezse, fiili özerklik ilan edilir. Asker müdahale eder''.
''HDP'ye oy vereceğim çünkü; HDP barajı aşmazsa iç savaş çıkar, benim çocuklarımın geleceğini düşünmem lazım. Bu seçimlerde HDP'ye çalışacağım''. 
Öte yandan; ''AKP'nin karşısında tek gerçek alternatif; CHP'dir. Ben onun için CHP'ye çalışacağım'' diyenler de var.
 
1980 öncesinde '' Ya Faşizm ya CHP '' öcüsü kullanılırdı. Şimdilerde ise, darbe ve iç savaş öcüsü kullanılıyor. Hatta adında sosyalist sıfatı olan ve 2009 da TKP'yi destekleyen ve diğerlerini kuyrukçulukla suçlayan bir parti CHP'yi destekleme kararı almakla kalmıyor diğer sol ve sosyalist örgütleri de CHP'yi desteklemeye çağırıyor. CHP'cilik solun hiç tükenmeyen zaafı. Hatırladığım kadarıyla 1975-77 dönemlerinde de, ''15 ilde örgütlenme koşulları yerine getirilmediği için'' ve ya ''MC'ye hayır demek için CHP'ye ''evet'' diyoruz!'' argümanlarıyla CHP'cilik yapılmıştı. Genetik kodlarında var. Eskiden sosyalistlerden demokrat imal ediyorlardı, şimdilerde ise radikal demokrat imal ediyorlar. CHP'cilik sosyalist siyaseti bulanıklaştırıyor.
 
Herkes kabul ediyor ki; ''iç savaş'' tehlikesi güçlü bir olasılık olarak vardır. Türkiye'nin bölgesel bir savaşa dahil olması da ihtimal dahilindedir. Eğer böyle bir emperyalist proje varsa; bu ülkenin egemen sınıfları da emperyalizmin bu yönelimini paylaşıyorlarsa bu olasılık '' iç savaş '' ve '' bölgesel savaş '' her zaman ihtimal dahilindedir. AKP'nin hükümetten düşüp düşmemesi, HDP'nin barajı aşıp aşmaması, olası bir koalisyon, vs. ne bölgesel ne de iç savaşı ortadan kaldırmaz. Bu olasılığın gündemden düşürülmesi ancak , sol, sosyalist güçlerin hazırlıklı olması ve yeni mevzilenmelerle önlenebilir. 
 
Siz olası bir iç savaşı devrimci bir savaşa ve devrime dönüştüremiyorsanız, o koşullar sizi silindir gibi ezer. Bu olasılık bir askeri ya da sivil darbe biçiminde de yaşanabilir. Buna karşı çıkmak sosyalistlerin asli görevidir. Bir not düşmek gerekirse; KSH ( Kürt Siyasi Hareketi ) bu konuda en avantajlı durumdadır. Otuz yıllık deneyim, özel bir coğrafya ve o coğrafyanın sunduğu avantajlar görmezden gelinemez.
''Çözüm Süreci'' olarak adlandırılan süreç; şimdiye kadar büyük ölçüde AKP'nin belirlediği sınırlar içinde devam eden bir süreç gibi gözüküyor. 
Elbette '' Demokratik Konfederal Yapı '' ve ya '' Bölgesel Özerklik '' için devlet geleneği ve işleyişini tepeden tırnağa değiştirmek gerekiyor. Bu da o kadar kolay görünmüyor. 
 
Çevremde, örgütlü sosyalist hareketler içinde bulunmuş ve halen de bulunan ve  bugüne kadar HDP'ye hiç sıcak bakmadığı halde onu destekleyip, oy vereceğini açıklayan insanlar olduğu gibi HDP'ye külliyen karşı olup, CHP'yi destekleyeceğini söyleyen insanlarsa barajı aşacak olan HDP'nin AKP ile koalisyon kurması? Gibi  durumları tartışmaktadırlar.
 
HDP'nin desteklenmesinin AKP'nin politikalarını kolaylaştıracağı aşikardır. Bizim işimiz AKP'nin işini kolaylaştıran bir yol izlemek olmamalıdır. 
HDP zaman zaman ve ısrarla '' sorunlarımızı AKP ile çözmeyip de ne yapacağız, hükümet onlar '' demektedirler.
HDP bölge gücü haline gelmiş ve sorununu uluslararasılaştırmış ulusal nitelikte bir siyasal hareketinin örgütsel, siyasal ifadesidir. İçinde bazı Marksist/radikal öbeklerin olması HDP'nin bu özelliğini değiştirmiyor. 
 
Görüldüğü gibi sosyalistlerin bir bölümü ve Haziran  kendi politikalarını değil, CHP ve HDP'yi tartışır hale gelmiştir. Oysa; sosyalist olmak, sosyalist bir iktidar için politikaları öne çıkarmak kurtuluşu burada göstermek olmalıdır. Sosyalist olmak, sömürüye karşı olmaktır. Sosyalist olmak sermaye sınıfına ve onun egemenlik ilişkilerine karşı olmaktır. Sosyalist olmak, devrim yapmak ve sosyalizmi kurma iddiasıdır. Sosyalist olmanın başka bir tanımı yok! KSH, sosyalistlerin, sosyalist iktidar mücadelesini anlayamamaktadır. Anlaması da mümkün görünmemektedir.. '' Piyanonun tuşlarına daha çok basmaya devam ederek, büyük kardeş kendine gelsin ''  '' sosyalizmi de biz temsil ediliyoruz''  der gibi bir tutum almaktadır. 
 
Kürt siyasal hareketinin, Emperyalizm karşıtlığı değil, işbirliğinden umut edilir bir noktaya taşınılabilir bir sürece doğru kayma olasılığı artmaktadır. 
ABD'ye, AKP'ye karşı, dinci gericiliğe karşı tutumları nedir? Büyük bir belirsizlik içermektedirler.
 
Ben bu veriler çerçevesinde bir siyasal tutum takınıyorum. Bu seçimlerde de bu veriler ışığında oy kullanmayı düşünüyorum. Sosyalizm ve sosyalist iktidar konusu her durum ve her koşulda kitlelerin bilincine çıkarılmalıdır. Sosyalist siyaset sınıf ve sınıfsallıktan hareketle üretilir ve bir ana hedefe bağlanır. Emekçi iktidar ve sosyalizm hedefi ve sosyalist iktidar perspektifi, düzen içi siyasetten bu nedenle ayrışır. Bu ülkede sosyalizm adına seçimlere giriliyor ve oy isteniyorsa arkasındaki saikler ve taşınan zaaflar ne olursa olsun o oluşumu ve çıkarttığı adayı desteklemeyi doğru bulurum. Onun için oyum, komünistleredir!
 
Vural MADENLİ
 
15 Mayıs 2015

20/09/2018 Gün Ortalama:1361  Bugün88 ziyaret var  Sitede 3 Kişi var  IP:54.198.103.13