Türkçe

Cama hayat verenler kendi yolunu çiziyor

İzlenme 991
Tarihin ilk sırlarından biridir cama hayat vermek, ciddi bir maharet işi ve emek işidir. Görünüşte katı, özünde sıvı malzemeyi yaratan cam işçileri, Türkiye’de Cumhuriyetin tarihi ile özdeş konumda. 1 Mayıs öncesi camın işçileri ile görüştük ve cam işçileri “şarkıyı dinlemek değil, şarkıyı söylemek istedikleri” bir hayatı bize anlattılar.
 
Tarihin ilk sırlarından biridir cama hayat vermek, ciddi bir maharet işi ve emek işidir. Görünüşte katı, özünde sıvı malzemeyi yaratan cam işçileri, yoğun bir emekle çalışıyor ve yaratıyorlar. Cumhuriyet tarihi ile özdeş bir sektörün çalışanlarının hikâyesi, ülkemizin hikâyesi ile benzeşiyor. Cumhuriyet’in ilk iddiası olan kalkınmanın öncü kollarından birini cam sektörü oluşturuyordu.
 
Yavaşça gelişen, endüstrileşen ve kapitalist ilişkilerin geliştiği Türkiye’nin tarihinde sembolik de olsa önemli bir rol oynayan camın işçileri Türkiye işçi sınıfı tarihinde de özel bir tarihe sahip. Bu özel tarihle birlikte, bugünün cam işçisi kendi yolunu çizmek ve bu yolu bulmak istiyor. 1 Mayıs öncesi camın işçileri ile görüştük ve cam işçileri “şarkıyı dinlemek değil, şarkıyı söylemek istedikleri” bir hayatı bize anlattılar.
 
TÜRKİYE İLE ÖZDEŞLEŞEN CAMIN TARİHİ
 
Özellikle sektörde lokomotif rol üstlenen ve neredeyse tekel konumunda bulunan Şişecam’da işçiler onlarca farklı fabrikaya dağılmış durumda. Dünya’nın en büyük üçüncü cam üreticisi olan Şişecam, milyarlarca dolarlık yatırımı ile İş Bankası’nın finans sermayesi ile iç içe geçmiş durumda. Bununla birlikte bu büyük yapıda cam işçileri gerek kendi tarihleri gereği, gerekse de şu andaki mevcut yapıları ile işçi sınıfının “ileri” kollarından birini oluşturuyor.
 
Öte yandan sadece DİSK’i kuran ünlü Paşabahçe grevine öncülük etmeleriyle değil, son yıllardaki en önemli işçi direnişlerinden birine imza atan işçiler, gündeme sık sık AKP’nin grev yasakları ile geliyor. Her yaptıkları grev “genel sağlığı ve milli güvenliği bozucu” gerekçesiyle yasaklanan cam işçisi, duruma öfkeli; ancak artık yeni bir yol arayışında.
 
İŞÇİLER EMEKLERİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR
 
Mersin’den, Trakya’dan, Bursa ve Eskişehir’den görüştüğümüz işçiler benzer bir tarif yapıyor. Çalışma koşulları son derece ağır. Ortalama ücretler genel işçi profilinin üzerinde olsa da ağır çalışma koşulları ve kazandırdıklarının yanında neredeyse devede kulak kalıyor. Üstelik bu ücretler son yıllarda sürekli bir biçimde budanmaya, kurallı çalışma tipleri ise taşeronluğa bırakılmaya çalışılıyor. İşçiler ise alın terini akıttıkları fırınlarda, emeklerinin karşılığı dışında bir şey istemiyor.
 
“BU ÜLKEDE NE OLUYORSA KOLTUK SEVDASINDAN”
 
Görüştüğümüz Mersinli işçilerin çoğu işçilerini sevdiklerini, burada işçilerin büyük bir aileyi oluşturduğunu ifade ediyor. Dayanışma duygularının yüksek olduğu, sektörde sendikal örgütlülüğün yüksek oluşundan da anlaşılıyor. Trakya’daki cam işçileri örgütlü oldukları Kristal-İş sendikasının işçi sınıfı tarihinde adını altın harflerle yazdırdığını ancak bugünkü sendikal anlayışın işçilerin davasına hizmet etmediğini düşünüyor. Sendikal şube seçimlerinde yaşananlar ve son yıllardaki anlayışı “koltuk sevdası” olarak değerlendiriyorlar ve ekliyorlar: “Bu ülkede ne oluyorsa koltuk sevdasından.”
 
Eskişehir’de görüştüğümüz bir işçi ise diğer yerlerde çalışanlardan daha kötü şartlarda çalıştıklarını söylüyor. Eskişehir’de daha büyük yatırımların yapıldığına dikkat çeken cam işçisi, çalışma şartlarının çok zor olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Ben iki çocuk babasıyım ve inanın bize verilen ücretler yetmiyor. 1000-1500 lira ile ne yapılabilir ki!”
 
Bursa’daki cam işçisi ise durumu biraz daha açıyor ve sistemi şöyle anlatıyor: “Vardiya sistemleri işçi niteliğine göre ikili üçlü farklı sistemlere sahip. İşe giren bir işçi işe giriş ücreti ile işe başlar ve bu ücret asgarinin biraz üzerindedir. Sonrasında TİS'e bağlı olarak artar. Bizde beşli kademi var ve A, B, C, D, E olarak adlandırılır. E kademesi üretim bakım gibi bölümlerden oluşur ve en yüksek olan kademedir.”
 
CAM İŞÇİSİNİN ORTAK TALEBİ İŞ KOLLARININ AĞIR İŞ KOLU OLMASI
 
Görüştüğümüz tüm işçilerin ortak kaygısı ise cam sektörünün ağır iş koluna girmemesi. Ağır bir iş yaptıklarını belirten işçiler, ancak buna rağmen ağır iş kolu sayılmadıklarını ve erken yaşta yıprandıklarını belirtiyorlar.
 
1 Mayıs ise bu sektörde çalışan işçiler için büyük bir önem arz ediyor. Hemen hemen hepsi kendi yerelliklerinde yapılan çağrılara katılacaklarını belirtiyorlar, ama sendikanın 1 Mayıs politikasını eksik bulduğunu ifade ediyorlar. Bazı işçiler ise her sene olduğu gibi 1 Mayıs’ta Taksim’de olacaklarını belirtiyorlar.
“GREV YASAKÇILARINA OY YOK”
 
Seçimler konusunda ise yaptıkları değerlendirme büyük oranda ortaklaşıyor. Cam işçisi büyük oranda AKP karşıtı bir profil izliyor ve CHP’ye oy vereceğini söylüyor. Ancak bununla birlikte işçilerin önemli bir kısmı ise kendi mücadelelerinin şu anda mevcut seçime giren partilerin karşılamadığı yönünde oluyor. “Grev yasakçılarına oy yok” ise ortak sloganları ve AKP’yi hedef alıyor.
 
Cam işçisi zorlu ve maharet isteyen bir sektörde artık kendi şarkısını söyleyeceği bir dönemin açılmasını istiyor. 1 Mayıs’a giderken cam işçisi net ve yolunu arıyor. 
 
Irmak Ildır-Seçkin Ulaş Barbaros
İleri Haber
28 Nisan 2015
Bookmark and Share
 

21/11/2018 Gün Ortalama:1868  Bugün201 ziyaret var  Sitede 3 Kişi var  IP:54.145.17.37