Türkçe

PTT'DE NE YAPILMAK İSTENİYOR?

İzlenme 9328

GİRİŞ

Geçtiğimiz 23 Ekim'de 173. Kuruluş yılını kutlayan PTT, 40 bin çalışanı, 4000'den fazla yeri ve 200'ün üzerinde işlem çeşidi ile hizmet veren bir Kamu iktisadi Kuruluşu'dur.

1994 yılına kadar Türk Telekom'u da bünyesinde barından PTT, 4000 Sayılı Yasa ile iki ayrı genel müdürlük olarak yeniden yapılandırılmıştı. Ancak Türk Telekom'un %55 hissesi 2005 yılında AKP iktidarı döneminde 21 yıllığına yok pahasına Lübnan asıllı Öger Telekom'a satıldı.

AKP Hükümeti, kamu kurumlarını sermayeye peşkeş çekmeye devam ediyor. Şimdi sıra PTT'de.

PTT'nin iş yeri sayısı, hizmet çeşitliliği ve kalitesi giderek artarken paralel olarak yıllık kârı da artmaktadır. PTT, bu işlemlerini mevcut KİT statüsünü koruyarak gerçekleştirmektedir. Ancak AKP hükümetinin ve PTT yönetiminin şimdiki temel hedefi, PTT'nin piyasa koşullarına bağımlı kılınması ve rekabete açılması ile PTT'yi Türk Ticaret Kanuna bağlı ve piyasa ekonomisine göre yeniden yapılandırarak Anonim Şirkete dönüştürmektir.

Koşulların oluşması ile birlikte ardından PTT'nin özelleştirilmesi asıl hedeftir. Özelleştirme idaresi Başkanlığının açıklamaları da bu doğrultudadır.

2010 yılı Ekim ayında İstanbul'da gerçekleştirilen Ulaştırma Şura'sında PTT yönetimi tarafından sunulan raporda bu hedefler açıkça belirtilmektedir.

ASIL HEDEF PTT'NİN ÖZELLEŞTİRİLMESİDİR!

PTT'yi Türk Ticaret Kanunu'na bağlı Anonim Şirket olarak düzenleyen yasa tasarısı Başbakanlık'ta beklemektedir. AKP Hükümeti'nin önümüzdeki günlerde tasarının yasalaşması için adım atacağı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım tarafından kamuoyuna duyurulmuştur.

AKP'nin ülke tarihinde en çok özelleştirme yaptığı, ülkenin neyi var neyi yoksa hepsini sattığı bilinmektedir. AKP'nin kamu kuruluşlarına yönelik temel perspektifi özelleştirmedir.

AKP hükümeti, posta ve haberleşme sektörü ile ilgili çalışmalarına Türk Telekom'un satışı ile başladı. Şimdi de sektördeki özel kuruluşların talepleri ve Avrupa Birliği direktifleri değerlendirilerek adımlar atılıyor.

Binali Yıldırım "Yapacağımız iş PTT'nin özelleştirilmesi değil, PTT'nin tekel hakkının kademeli olarak kaldırılmasıdır. İkincisi de PTT'nin KİT yapısının daha esnek hale getirilmesidir." demektedir. Ancak gerçekler böyle değil.


ULAŞTIRMA ŞURASINDA ALINAN KARARLAR NELER?

2010 yılında düzenlenen Ulaştırma Şurası'nda posta sektörüne yönelik hazırlanan projelerden öne çıkanlar gerekçeleri ile şu şekildedir:

Posta Düzenleme ve Denetleme Kurumunun Kurulması: Posta pazarının kontrollü ve kademeli bir şekilde serbestleştirilerek özel sektöre açılması.

Düzenleyici Kurumda Tarafların Dengeli Temsili: Oluşturulacak "Düzenleyici ve Denetleyici Otorite"de sektördeki tüm "paydaşların" temsilinin sağlanması. Yani özel kurye ve kargo şirketlerinin de bulunmasının yolunun yapılması.

PTT'nin TTK Hükümlerine göre A.Ş. Statüsüne Dönüştürülmesi: PTT'nin Türk Ticaret Kanunu ve özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket şeklinde yeniden yapılandırılarak serbest piyasa şartlarında faaliyet gösteren bir işletmeye dönüştürülmesi

Böyle bir durumda, PTT'nin kamu kurumu olma vasfı tamamen ortadan kalkmakta ve özelleştirmeye zemin hazırlanmaktadır. Dolayısıyla son hazırlanan PTT'yi A.Ş. olarak düzenleyen kanun tasarısının nihai sonucunun özelleştirme olacağı aşikârdır.


AKP YALANLARI

Özelleştirmeler AKP ile başlamamakla beraber AKP döneminde cumhuriyet tarihinin en büyük özelleştirmelerinin yapıldığı bilinen bir gerçektir. AKP döneminde yapılan yapılan özelleştirmelerin temel gerekçeleri şöyle dillendirilmektedir.

1. Dünya ülkelerinin önemli bir kısmının özelleştirmeden başarılar elde ettiği, Türkiye'nin bu konuda geri kaldığı;

2. Kamu kurumlarının kârlı olmadığı için devletin sırtında kambur olarak değerlendirilmesi ve bu yükten kurtulması;

3. Kamu kuruluşlarının piyasanın ihtiyaçlarına dönük üretim yapmaması dolayısıyla piyasaya uygun bir yapının tesis edilmesi;

4. Kamu kurumlarındaki katı istihdam yapısının verimsiz faaliyetler doğurduğu bu sebeple kamu kurumlarında esnek istihdam modellerinin uygulanması.


AKP YALANINA KARŞI PTT GERÇEĞİ


1. DÜNYADAPOSTA İDARELERİN ÇOĞU KAMU KURULUŞUDUR

Dünyada hizmet vermekte olan Dünya Posta Birliği (UPU) üyesi 192 ülkenin posta idarelerine bakıldığında çoğunun kamu kuruluşu ve kamu şirketi statüsünde olduğu görülmektedir. Tamamı özelleşen Malezya, Malta, Singapur, Hollanda ile kısmen özelleşen Almanya, Avusturya, Belçika, İngiltere, İtalya ve Yunanistan dışında özelleşmiş posta idaresi bulunmamaktadır. Özelleşmiş posta idarelerinden Arjantin Posta İdaresi ise kısa bir süre önce yeniden devlet eline geçmiştir. (Dünyada ve Türkiye' de Posta Hizmetlerine İlişkin Sektör Raporu, 2011 .PTT Genel Müd)


2. PTT KÂRLI BİR KAMU KURULUŞUDUR

PTT, 2003 yılı sonunda 22 milyon 891 bin TL olan kârını 8 yıl içinde 2011 yılı sonunda 174 milyon 39 bin TL'ye çıkarmıştır. Ayrıca ülkemizde dünya ekonomik krizinin etkilerinin görülmeye başlandığı 2008 yılında 377 milyon 292 bin TL kâr elde ederken ekonomik küçülme yaşadığımız 2009 yılında kârını 230 milyon TL'de gerçekleştirme başarısını göstermiştir.


3. PTT, MEMLEKETİN HER NOKTASINA HİZMET GÖTÜREN BİR KURULUŞTUR

PTT, posta-telgraf işlerinin yanı sıra bankacılıktan fatura tahsilatına, lojistik faaliyetlerinden kuryeliğe kadar 200'ün üzerinde işlem çeşidi ile halka hizmet sunmaktadır.

2011 yılı sonu itibariyle 1.073 merkez, 2.281 şube ve 914 acentelik olmak üzere toplam 4.268 işyerinde hizmet vermektedir. Bütün şubelerinde otomasyon işlemi de tamamlanmıştır.

PTT, kargo alanında Türkiye'de faaliyet gösteren özel kargo şirketlerinin toplam şube sayısından daha fazla şubeye sahiptir. Bankacılık alanında ise PTT, 2011 yılında hiçbir bankanın olmadığı 36 ilçe ile 1398 belde ve köy olmak üzere 1434 yerleşim yerinde vatandaşlara hizmet vermektedir.

Ayrıca hiçbir kargo şirketi köylere kadar hizmet götürmemekle beraber hiçbir banka da emeklilere maaşını evinde teslim etmiyor ve havaleyi evine götürmüyor.

Özel sektör kârlı görmediği bu alanlara girmemektedir. PTT'nin piyasa mantığına uygun bir hale getirilip özelleştirme sürecine girmesi bu tür hizmetlerin vatandaş tarafından daha pahalıya alınacağı anlamına gelecektir.


4. PTT, KATI ve VERİMSİZ DEĞİL TERSİNE PATRONLAR İÇİN ESNEK HALE ZATEN GETİRİLDİ

Bakan Yıldırım'ın bahsettiği PTT'nin KİT yapısının daha esnek hale getirilmesi hususunda AKP döneminde mesafe kat edildiği görülüyor. 5584 sayılı kanunda 2009 yılında yapılan değişiklik ile PTT'nin Bankalar Kanunu'na tabi olmaksızın bankalara destek hizmet vermesi sağlanmıştır.

Bu çerçevede, Aktifbank, Vakıfbank ve Citibank ile anlaşmalar imzalanmış; bu bankalar PTT altyapısını kullanarak kredi verme işlemlerinden gelir elde etmeye başlamıştır. Haber-Sen'in Aktifbank ile ilgili bilgi edinme başvuruna PTT tarafından verilen cevap yazısında "Haziran 2010 tarihinde başlanan kredi işlemlerinde 2010 yılında 21 bin adet müşteriye 93 milyon TL kredi kullandırılmış bu işlemlerden PTT 1 milyon 30 bin TL gelir elde etmiştir" denilmektedir.

Bu rakam Türkiye'de sadece 7 şubesi bulunan Aktifbank'ın PTT sayesinde muazzam kâr elde ettiğini gösteriyor. Çalık Grubuna ait banka Türkiye bankacılık sektöründe kârlılık sıralamasında 36. sıradan 19. sıraya yükselmiştir. Bu örnekten de anlaşıldığı gibi PTT'nin KİT yapısının esnek hale getirilmesinden kastedilen sermayeye kamu kurumları vasıtasıyla kaynak aktarmaktır.

Zaten patronlar için yeterince esnetilen PTT'nin A.Ş. haline dönüştürülmesi sermayeye tam peşkeş çekmek içindir.


PTT ÇALIŞANLARI NASIL ETKİLENECEK

PTT'nin KİT statüsünden çıkartılıp Türk Ticaret Kanuna uygun olarak bir anonim şirkete dönüştürülmek istenmesinin diğer önemli bir nedeni ise mevcut istihdam modelinin yerine yeni bir modelin oluşturulmak istenmesidir.

PTT'de çalışanların önemli bir kısmı 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi sözleşmeli personel olarak istihdam edilmektedir. Müdür ve daha üst düzeydeki yönetici konumundaki personel ise 657 sayılı DMK'na göre istihdam edilmektedir. PTT iş yerlerinde hizmet satın alma yöntemi ile alt işveren tarafından istihdam edilen taşeron şirket işçileri ise sendikal ve sosyal haklardan yoksun, iş güvencesiz ve asgari ücretle çalıştırılmaktadır.

Tasarının yasalaşması halinde Türkiye'de İLK KEZ UYGULANACAK olan bir istihdam modeli oluşturulacaktır. Tasarı ile PTT A.Ş. Yönetim Kuruluna, personel politikalarını belirlemede çalışma yaşamını düzenleyen yasaların dışında geniş yetkiler verilmektedir.

PTT'nin A.Ş.'ye dönüştürülmesinden sonra, PTT'ye personel alımı, işten çıkarılma, tayin, terfi, ücretlerin belirlenmesi, çalışma koşullarının ve saatlerinin belirlenmesi gibi yetkiler "şirket yönetimine" verilecektir. Oysa bir kamu kuruluşunda istihdam edilen personelin ne şekilde işe alınacağı, çalışma koşulları ve ücretleri yasalarla düzenlenmiştir.

PTT A.Ş. yasa tasarısında, mevcut yasalarda olmayan yetkiler PTT A.Ş. Yönetim Kuruluna verilmektedir. Böylesi bir yetkinin çalışma yaşamındaki mevcut sorunların daha da artmasına yol açacağı kesindir. Hatta mevcut kazanımların bile geriye düşme tehlikesi hayli yüksektir, iş güvencesi, örgütlenme, çalışma saatlerinin belirlenmesi, işe alınma, işten çıkartılma, emeklilik, mali ve sosyal haklar gibi pek çok konuda Yönetim Kurulu mevcut yasal düzenlemelerden bağımsız olağanüstü yetkilendirilmek istenmektedir.


ÖZET OLARAK TASARI İLE YAPILMAK İSTENEN; Çalışanların haklarının yasalarla değil, şirket yönetim kurulları tarafından belirlenmesidir. Ortaya çıkacak tablo güvencesizlik ve hak kaybıdır!

Bookmark and Share

20/02/2018 Gün Ortalama:1349  Bugün 348 Ziyaret var  Sitede 4 kişi var  IP:50.19.34.255