Türkçe

Bir gelenek sürüyor

foto:Özgür Gündem  

Bundan yaklaşık 50 yıl önce Kavel Kablo Fabrikası'nda çalışan 220 metal işçisi, 36 gün süren bir grev yaparak Türkiye işçi sınıfı tarihinde yeni bir sayfa açmıştı. Kavel işçilerinin ücret zammı ve ikramiyelerin eksiksiz ödenmesi talep­lerine, patronun yanıtı bu talepler için yapılan eylemlerde öne çıkan işçileri işten atmak olmuştu. Kavel'de örgütlü Maden-İş Sendikası ve başkanı Kemal Türkler, patronun bu hamlesi üzerine işçilerle birlikte grev kararı almıştı. Henüz grev ve toplu sözleşme hakkı kanunlarla düzenlenmemişken ger­çekleştirilen bu fiili grev ile işçi sınıfının militan ve öncü damarının doğuşuna tanıklık ediliyor, bir gelenek doğuyordu.

Kavel Grevi sırasında, komşu kibrit fabrikası işçilerinin grevcilere saldırı girişiminde bulunmaları, Maden-İş ile aynı işkolunda örgütlü olan işçi sendikası Çelik-İş'in Kavel işçilerini grevden vazgeçirmek için devreye girmesi, basın organlarının yönlendi­rilmesi ve grev süresince yaratılan bir dizi provokasyon ise ülkemizde işçi eylemliliklerini boğma teşebbüslerinin ilk örneklerini oluşturuyordu. Çelik-İş grev sürerken yayınladığı bildiride "Türk işçisi saldırgan değildir. Türk işçisi kanunlara hürmetkardır. Türk işçisi herşeyden evvel memleket menfaatlarını ön planda tutar..." diyor, Kavel işçilerinden "tahrikçi sendikacıları" lanetlemelerini ve sapık ideolojilere zemin hazırlayan bu sendikacılara alet olmamalarını istiyordu.
Türkiye sermayesinin tartışmasız en örgütlü kesimi olan metal patronlarının 1959 yılında ülke çapında bir kuruluş haline getirdikleri, o dönemki adıyla Türkiye Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası'nın (MESS) metal sektöründe gündemine düşen ilk ciddi eylemlilik de yine Kavel Grevi olmuştu. Bu grevi ör­gütleyen ve Türk-İş'ten ayrılarak 1967 yılında DİSK'i kuran beş sendikadan biri olan Maden-İş'in sonraki yıllarda öncülük ettiği eylemlilikler, grevler ve iz­lediği mücadeleci hat karşısında MESS de daha örgütlü olmak durumundaydı.
Ancak MESS'in etkisi, Kavel Grevi'nde Çelik-İş'in benimsediği sendikal çizginin metal işkolunda yıllar içerisinde elbirliğiyle güçlendirilmesi ile artabildi. "Üretmek, Kazanmak, Kazandırmak İstiyoruz" anlayışını be­nimsediğini söyleyen Türk Metal, bu işkolunda söz konusu sendikal çizginin bugünkü sürdürücüsüdür.
Kavel Grevi'nin üzerinden 50 yıl geçti. Bugün, metal sektörünün istih­damı resmi kayıtlara göre imalat sanayi istihdamının yüzde 36'sını oluşturuyor. Türkiye sermayesinin en etkili örgütü halen MESS ve metal işkolunda en büyük sendika Türk Metal. Ama metal işkolunda Kavel işçilerinin öncülük ederek açtığı mücadeleci damar da, hâlâ atmaya devam ediyor.
Metal grup toplu sözleşme süreci­nin hemen öncesinde Türk Metal'de örgütlü Arçelik işçileri sendikanın hazırladığı sözleşme taslağına tepkilerini Eskişehir'de düzenledikleri yürüyüşle gösterdiler. Arkasından, Renault işçileri aynı gerekçelerle Bursa'da fabrikaya kapanarak büyük bir eylem gerçek­leştirdiler. Renault işçilerine destek vermek için fabrikaya giden Birleşik Metal-iş (BM İS) üyesi Bosch işçilerine ve eylemle dayanışma göstermek is­teyenlere bir saldın düzenlendi. BM İS yaptığı açıklamada, işçilerin saldırgan grubun içerisinde Türk Metal yöneti­cilerini teşhis ettiğini bildirdi.
Kritik toplu sözleşme süreci önce­sinde Arçelik ve Renault'ta başlayan eylemler, diğer fabrikalara sıçrayabileceği için metal patronları tarafından tolere edilemezdi. Bu nedenle, Renault yöneticilerinin eylem sürerken aksini söylemelerine karşın, ertesi gün 30 dolayında işçinin iş akdinin feshedilmesi aslında MESS'in kararıdır. Renault yönetimi, 50 yıl önce Kavel'de olduğu gibi bir kıvılcımı ateşleyebilecek işten çıkarma kararındaki rahatlığını ise bu eylemi "Yaşanan olayları fabrika içersindeki bir grup marjinal görüşlü kişilerin, çalışanların ekmeğine kan doğraması olarak kabul ediyorum" diye değerlendiren sendika yöneticilerine borçludur.
Bu eylemler sırasında, metal işko­lunun otomotiv, beyaz eşya gibi alt sektörlerinden bolca reklam alan ve Cumhuriyet gazetesi gibi metaldeki sermaye grupları ile organik bağları olan medya kuruluşları üç maymunu oynadı. Üç satır haber yapanlar ise yaşananları "toplu sözleşme kavgası" olarak sundu. Metal işçilerinin sesini duyurmaya çalışanlar ise aralarında elinizde tuttuğunuz bu gazete de bulunan birkaç "marjinal" gazeteydi...
İşyerlerinde şimdi sessizlik hakim. Kavel'den bu yana için için kaynayan metal fabrikalarında bu, olsa olsa fırtına öncesi sessizliktir. Keza, imza­lanan metal grup sözleşmesini kabul etmeyen Renault ve Tofaş işçilerinin kendilerini sattığını söyledikleri sendi­kalarından 1998 yılında yığınsal istifaları hâlâ hafızalardadır.
Aşkın Süzük
SoL Gazete
21 Kasım 2012
Bookmark and Share
 

19/09/2018 Gün Ortalama:1328  Bugün301 ziyaret var  Sitede 6 Kişi var  IP:54.225.59.14