Türkçe

BİR AVUÇ İNSAN

1964 yılında Paşabahçe Şişe ve cam fabrikasının açmış olduğu Teknik Öğrenim Kursu mezunuydular . Cam-İş adındaki gazete ile ilk karşılaştıklarında bir avuç insandılar. Gayemiz ; sözcüğüyle başlayan bir yazıyı hızla okumaya başladılar . “ politik cereyanların üstünde davamızı , işçi davamızı savunmakMukaddes yolda yürümekTürklük ve memleketkötü ideolojilerin düşmanı olmak davamızın başında gelir”diye devam ediyordu yazılar . Sendika sözcüğüyle de ilk karşılaşıyorlardı . Bütün bu sözcükleri anlamlandıramadılar .

Özellikle ideoloji sözcüğü çok yabancı geldi kendilerine . Üç ana mevzudan bahsediyordu gazete . HÜRRİYET , İŞ , EKMEK isteniyordu . Hasan Türkay’ın gazetedeki “Sendikam” adındaki şiirini hep birlikte okudular . Hasan Türkay’ı ilk kez Harmantepe’ deki bir kahvehanede konuşma yaparken dinlemişlerdi . Türkay , o günkü konuşmasında sendikayı yıkmak istiyor komünistler demişti . Cam-İş Sendikası’na sahip çıkılmasını istiyordu dinleyenlerden .

Gazeteyi okuduklarında anımsadılar Sendika sözcüğünü . Ancak sendika hakkında en küçük bir bilgileri yoktu . Sendika nedir , neye yarar gibi sorulara cevap ararlarken , bu kez de grev patlamıştı . Grevin ne olduğunu tam olarak bilmedikleri için iyice afalladılar . Sokaklar kalabalıktı , kimse işe gitmiyordu . Her kafadan bir ses yükseliyordu . - Kristal-İş Sendikası ‘nı başa getirmek istiyorlar, diyordu birileri. - Bir başka grup , Türkiye İşçi Partililer Hasan Türkay’ları yıkacaklar diyordu. - Adaylar özgür olmalı, demokratik seçim yapılmalı diyordu bir başka grup. - Yetkiler işçilerde olmalı dedi bir diğerleri. - Yeter artık toplu sözleşme görüşmelerinde işçiler söz sahibi olmalı dedi bir başka topluluk.

Olup bitenler karşısında bir avuç insan şaşırmıştı . Kendilerinin de zorunlu olarak içinde yer alacakları bu coşkulu işçi hareketiyle ilk kez karşılaşıyorlardı Teknik öğrenim kursu sürecince tanıdıkları abileri bir yandan onları grev gözcüsü olmaları konusunda iknaya çalışırken, diğer yandan da grev kırıcılığı yapmamalarını ve yapanlara karşı da kendileriyle birlikte davranmalarını öğütlüyorlardı . Gördükleri ,dinledikleri ve yaşadıklarını bir yandan anlamlandırmaya çalışıyor, diğer yandan da grev gözcüsü elbiseleri içersinde bu tarihe tanıklık ediyorlardı .

İnsanlar yukarıdaki taleplerinin yanı sıra sürekli hak, hukuk ve istiyoruz diyorlardı . Cam-İş Sendikası da aynı şeyleri söylüyordu gazetelerinde . Dahası işverenlerdegelin çalışın, biz bir aileyizdiyorlardı çarşaf çarşaf yayınladıkları bildirilerde . Onlar bu istenenlere de bir anlam veremiyordular ancak ; yine de grev gözcülüğü yapmaktan hoşlanıyor ve mücadele denen hareketlilik içinde kaynayıp gidiyorlardı . Grevin ilerleyen günlerinde ağabeylerini, babalarını hep ön saflarda mücadele ederken gördüler .Grev kırıcılığı başlamıştı . Bazı yöneticiler de bazı üniteleri faaliyete geçiriyordu . İşverenler ise fabrikadan mal çıkarma girişimlerini yoğunlaştırmak istiyordu . İşçilerle işverenler ve polis arasında gerilim her geçen gün artıyor ve işçilerin kurduğu komiteler grev kırıcılarını hırpalıyordu ,iki işçi yaralanmıştı .

Bir avuç insanın kafası karışıktı . Neler olup bittiğini anlamaya çalışıyorlardı . Bir yandan korkuyorlar, diğer yandan da işin daha da içine girmek istiyorlardı . Hemen hemen her gün birkaç olay birden yaşanıyordu . Bazı arkadaşlarıyla ters düşüyorlardı . “Kim vurduya gidersinizdiyordu bazı arkadaşları . Ama bu yaşananlar onları heyacanlandırıyordu , kendilerini bu yaşanan sürecin rüzgarına bıraktılar .

Artık en önlerdeydiler ; yürüyüşler , protestolar her türlü gösteri ve eylemlilikte onlarda yer alıyorlardı . Öncü işçiler onları da arasına almıştı . İşçiler coşkuluydu , bölge halkı çoluk çocuklarıyla onları destekliyordu ve hep birlikte vapurlara doluşarak Karaköy’e geçildi . İşveren Sendikası’nın önünden geçerken TİSK başkanı Şahap Kocatopçu protesto edildi . Tophane , Dolmabahçe , Gümüşsuyu yoluyla Taksim alanındaki anıta bir çelenk konuldu . Öncü işçilerin hazırladığı pankartlarda şunlar yazıyordu : “Hak verilmez alınır “ , “ Kocatopçu koca löpçü “ , Kocatopçu’ya 26.700 lira az , işçilere 55 kuruş çok “ , “ Birimiz hepimiz , hepimiz birimiz için “ ( bu bir avuç insanın ilk pankartıydı ) bunun gibi bir çok pankart anıt çevresine konularak yürüyüşe son verildi .

Bu eylemden hemen sonra Türk-İş yönetimi, grevi başarıyla yöneten Kristal-İş Sendikası’ndan yetkili alarak işverenlerle masaya oturuyordu . 21 Mart 1966 ‘da işveren görüşlerinin ağırlıkta olduğu ve de sendika yöneticilerinin işe alınmasını içeren bir protokol da imzalanmıştı . Ancak bu yapılan protokol büyük bir işçi tepkisiyle karşılaştı , bu işin içinde bir ihanet olduğu kesinleşmişti .Bütün işçiler grevi daha bir coşkuyla devam ettirmeye karar verdi . Bunun üzerine Türk-İş yönetimi bir bildiri yayınlayarak Paşabahçe Grevi’nin Türk-İş açısından bittiğini ve bütün işçilerin işbaşı yapmalarını istedi . Türk-İş yönetiminin grev kırıcı bu tutumu işçiler tarafından büyük bir protesto ile karşılandı ve acilen bir dayanışma platformu oluşturuldu . Petrol-İş , Türkiye Maden-İş , Lastik-İş ,Teksif , Deniz-İş ,Basın-İş ,Ulaş-İş , Enerji-İş , Kimya-İş , DYF-İş , Şöför-İş , Ar-İş , Tezbüro-İş , Karayolları Sendikası , Oleyis , Sağlık- İş , Harp-İş, Gıda-İş ve Tekstil-İş sendikalarından oluşan grevi destekleme konseyi oluşturuldu .

Konsey Türkiye kamuoyuna bir çağrı yaparak , işçilerin istekleri doğrultusunda toplu-iş sözleşmesi imzalanana kadar grevi destekleyeceklerini açıkladı . Süreç öyle hızlı yaşanmıştı ki, bir avuç insanın şaşkınlığı bir kat daha artmıştı . Cam-İş yöneticilerinin 3 yıllığına 15 kuruşa toplu sözleşme imzalayacağı iddia edilerek işçilerin çoğunluğu Kristal-İş Sendikası’nı işyerinde yetkili sendika tayin etmişti .Ancak Kristal –İş Sendikası’nın da daha ileri talepleri hemen hemen yok gibiydi . Bir avuç insandan biri “Oyun bozuldu “ dedi .Diğerleri birbirlerine bakıp ,adeta şaşırırcasına ; nasıl diye sordular hep birden . “Bu konseyin kuruluşu işverenlerin ve Türk-iş’in grevi kendi istekleri gibi sona erdirme hesaplarını alt üst ettiği gibi, Kristal-İş’in iç yüzünün de ortaya çıkmasını sağlayacak, Kristal-İş’in de Cam-İş’ten farklı olmadığını, ileriki aşamalarda hep birlikte gözleyeceğiz.” dedi .

Dayanışma konseyi , aldığı kararla , sendikalı işçiler başta olmak üzere bütün halkın İş Bankası’ndan mevduatlarını çekmeleri çağrısını yaptı . Paşabahçe Şişe-Cam, İş Bankası dolayısıyla CHP’nin hatırı sayılır ortaklarındandı . Bu kampanya sonucunda İş Bankası’ndan çekilen para miktarı milyonları aştı . Yurt çapında Paşabahçe ürünleri boykot edildi . Bu kez de devreye hükümet girdi ve 20 Nisan ‘da grev bir ay ertelendi . Bu kararı protesto etmek için Başbakan Demirel’e ve bakanlara telgraflar çekildi , sendika’nın anahtarı Demirel’e teslim edildi ve de 25 Nisan’da iş başı yapıldı . Daha sonra ise Yüksek Uzlaşma Kurulu’na götürülen grev yeni bir toplu iş sözleşmesinin imzalanmasıyla sonuçlandı .

Bir avuç insan, yaşanan bu süreç ile birlikte bir çok avuç insan oldular. Bu pratiği belleklerine yazıp mücadele süreçlerine eklemlenerek 1974 yılında Hücram-İş Sendikası’nın Paşabahçe Şubesi’ni kurdular.

İSMAİL ÖZKAN  

(Bu yazı, Aziz Çelik-Zafer Aydın tarafından yazılan 'Paşabahçe 1966 Gelenek Yaratan Grev' kitabında yer almıştır.) 

Bookmark and Share

18/11/2018 Gün Ortalama:1833  Bugün267 ziyaret var  Sitede 4 Kişi var  IP:54.146.195.24