Türkçe

“AKP'yle kavga edecek, Haziran'ı örgütleyeceğiz

İzlenme 1143
Halkın Türkiye Komünist Partisi (HTKP) Merkez Komite üyesi Doğan Ergün, HTKP'nin 7 Haziran seçimlerindeki tutumunu ve partisinin seçim dönemi boyunca yapacaklarını İleri Haber'e anlattı.
Birleşik Haziran Hareketi'nin (HAZİRAN) seçimlerde bağımsız tavrını ve ilerici güçlerle dayanışma tavrını açıklamasının ardından HAZİRAN bileşenleri de seçimlerdeki tutumlarını tek tek açıkladı. HAZİRAN'ın önemli bileşenlerinden Halkın Türkiye Komünist Partisi (HTKP) de 6 Nisan Pazartesi günü yaptıkları açıklamayla HAZİRAN'ın seçim tutumuna paralel bir tavır açıkladı. HTKP'nin politikasının nasıl belirlendiğini, somut olarak ne anlama geldiğini, HTKP'nin 7 Haziran gününe kadar yapacağı çalışmaları HTKP MK Üyesi Doğan Ergün'e sorduk.
 
Halkın Türkiye Komünist Partisi birkaç gün önce seçimlerle ilgili tavrını açıkladı. HTKP kendi başına seçimlere girmiyor, bu bir tercih mi yoksa beceriksizlik ya da başarısızlık mı?
 
Geçen hafta Parti Meclisi'mizin yeni bileşimiyle ilk toplantısını yaptık. Bu toplantıda tek gündemimiz seçimlere ilişkin partimizin tutumunun netleştirilmesiydi ve bahsettiğiniz açıklama bu toplantının ardından duyruldu. 
Aslında HTKP'nin merkezi organları, partimiz kurulduğu ilk günden bu yana yaklaşan seçimlerle ilgili değerlendirme yapıyor. İlk günden bu yana, olağanüstü bir durum olmazsa, seçimlere tek başına girmeme yönünde bir yönelimle hareket ettiğimizi söyleyebilirim. Sosyalistlerin oluşturacağı geniş ve ilkeli bir birlikteliğin, toplumsal mücadeleler içinde bulunan kesimlerle birlikte sağlanacak bir cepheleşmenin Türkiye'nin beşinci siyasi gücü olacağını söyledik. Seçimlerle ilgili tavrımızda da, Birleşik Haziran Hareketi'nin kurulması ve işlemesi sürecinde de bu yaklaşım belirleyici olmuştur. Bu nedenle, Yüksek Seçim Kurulu'na seçimlerle ilgili herhangi bir başvuruda bulunmadık. Yani, seçimlere tek başına girmemeyi tercih ettik. 
 
“HAZİRAN'I ÖNEMSİYORUZ”
Birleşik Haziran Hareketi'nin seçimlerle ilgili tavrına benzer, onunla aynı doğrultuda bir açıklama yaptınız. HAZİRAN'ın ve partinizin seçim politikası belirleme sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Doğru, biz HAZİRAN'ın yaklaşımına paralel bir açıklama yaptık. ÖDP'nin açıklamasını da aynı doğrultuda görüyorum ve bu iki partinin benzer açıklamalar yapması da tesadüf değil. İki yapı da HAZİRAN'ı önemsiyor.
 
Seçimlerle ilgili karar süreçleri ve nihayet alınan kararlar bahsine gelirsek... Türkiye'de solun-sosyalizmin doldurabileceği, doldurması gereken geniş bir alan olduğunu görüyoruz. Düzen siyasetinin doldurmayacağı-dolduramayacağı, talepleri karşılayamayacağı, kriz dinamiklerinin üstünü örtemeyeceği bir dizi mesele mevcut. Gericilik tonu çok baskın bir otoriterleşme; toplumsal yaşamın dinselleşmesi; özellikle kadınların ve gençlerin yaşadığı ağır travma; güvencesiz, kuralsız ve esnek çalışmanın emekçilerin üzerine kabus gibi çökmesi; Türkiye'nin üretmeyen, bağımlı ve krizlere gebe ekonomisi; AKP iktidarının ve emperyalizmin bölge politikalarının halkta yarattığı tedirginlik, barış ve güven içinde yaşanabilecek bir ülke özleminin günden güne erimesi; Kürt meselesinin Türkiye'de kalıcı bir düşmanlaşma ve ayrışmaya neden olacağı endişesi vb...
İşte tüm bu meseleler bizim kendi başımıza sözümüzü söyleyip ya da analiz yapıp çekileceğimiz gündemler olarak değil, siyasal odak olarak müdahale ettiğimiz alanlar olarak görüldüğünde, sosyalizmin ciddi, toplumsallaşmış ve bağımsız bir odak olarak siyaset sahnesinde yer alması mümkün. 
HAZİRAN'da ve partimizde yaptığımız değerlendirmeler, tüm bu başlıklarda ve çok daha fazlasında, kendi toplumsal taleplerimizi ortaya koymaya ve mücadeleye odaklanıyordu. Seçim gündemini de böyle değerlendirdik.
Bu başlıklara ilişkin emekçi sınıfların çıkarlarını merkeze oturtan bir mücadele programı oluşturduğunuzda, yani herhangi bir düzen gücüne şirin görünmek adına ilkelerinizden ve taleplerinizden taviz vermediğinizde ve kendi temsilcilerinizi kendiniz, bağımsız bir şekilde belirlediğinizde seçimlerde ya da herhangi bir siyaset zemininde eliniz çok rahatlamış oluyor. Biz en başından itibaren bu noktaya odaklandık. 
 
İTTİFAK MESELESİNDEKİ YANLIŞLAR
Sizin önemsediğiniz noktanın belirleyici olduğunu söyleyebilir misiniz?
 
Burada bir dizi dinamik devreye giriyor. O nedenle sorunuza "evet" ya da "hayır" şeklinde yanıt vermem mümkün değil. Bunu biraz açayım.  Seçim politikaları tartışmalarında birinci handikap şu oldu: Henüz, biraz önce söylediğim ve bizim açımızdan meselenin özünü oluşturan ilkesel, yöntemsel, politik netlik sağlanmadan Birleşik Haziran Hareketi'nin seçim gündeminin "ittifak" kavramıyla birlikte gündeme getirilmesi oldu.  Biz herhangi bir seçeneği devre dışı bırakmadan, bağımsız adaylığı da alternatifler arasına ekleyerek bir çerçeve geliştirdik.
Bizim açımızdan ittifak, ancak birincil olan sorulara yanıt verildikten sonra gündeme gelebilecek, açık söyleyelim gelmesi de mümkün bir seçenekti. İttifak, siyasette bir olgudur ve mümkündür. Yeter ki, sizin ve müttefikinizin ayrı politik varlıklar oldukları ve belli amaçlarla, bir asgari programla dönemsel bir yan yana geliş içinde olduğunuz toplum nezdinde anlaşılabilsin.
Birleşik Haziran Hareketi, gerek kuruluş anında gerekse, sonrasındaki politik faaliyetinde Türkiye'de çok ciddi bir alanı doldurabilecek, emekçilere umut veren bir özne olma yolunda olduğunu gösterdi. Biz bunun hâlâ geçerli olduğunu düşünüyoruz. HAZİRAN'ı küçümsemiyoruz. 
Ancak HAZİRAN'ın küçümsendiğini gördük. Bilerek ya da bilmeden...
"İttifak" kavramını bir siyaset aracı değil amacı olarak gören ya da amacı olarak yansıtanlar bir yana, bir de "ittifak düşmanları" ortaya çıktı. Birincisinde yanlışın ne olduğunu ifade ettiğimi düşünüyorum. İkincisi ise, açık ki, siyaset dışılıktır. Apolitizm diyoruz...
 
"'ÜST AKIL' AKP'NİN SÖYLEMİ"
HAZİRAN'ın ve sizin seçim politikanızı belirlerken temel parametre "ittifak" mı oldu?
 
Elbette değil.  Başka bir sorunla daha karşılaştık. AKP'yle mücadeleyi öncelik olmaktan çıkaran bir anlayış belirdi HAZİRAN'ın içinde. Uzun yıllar AKP'yi yıkmanın siyasal önemini vurgulamış bir hareketin temsilcisi olarak anlayamadığımız bu yaklaşımın, HAZİRAN'la bağlarının iyice zayıflamış olması da iyi oldu diyebilirim.
Sürekli bir "üst akıl da AKP'nin gidişini istiyor" vurgusu yaparak, AKP rejimiyle, AKP gericiliğiyle, İkinci Cumhuriyet garabetiyle mücadeleye zarar veren yaklaşımla yan yana durmak zarar verici olurdu. Zaten bu yaklaşım, Tayyip Erdoğan'ın da argümanı haline gelmiş durumda. Onlar da aynı şeyi söylüyorlar, oradan güç alıyorlar. Dahası, bu yaklaşım sahipleri örneğin laiklik mücadelesine de, bununla iç içe geçmiş özgürlük mücadelesine de büyük zarar veriyor. Laiklik talebiyle eylemlilikler içinde olduğunuz bir anda bakıyorsunuz, "laiklik çok moda oldu" diye ortaya çıkıyorlar.
Meselemiz şudur... Tayyip Erdoğan'ın başında durduğu bu rejimin yaşadığı krize devrimci bir müdahalede bulunacak mıyız, bulunmayacak mıyız? Bu müdahalede bulunmaksızın, öne çıkmadan, hakiki bir mücadele içinde olmadan, sosyalizmin toplumsallaştığı bir aşamaya geçmenin mümkün olduğunu düşünmüyoruz. Dahası, sosyalistler ve devrimciler devrede olmadığında, düzenin kendini yenileyebilme, fazlalıklarını atma şansının arttığını elbette biliyoruz. Yani kavganın ana unsuru, öncüsü olmak, hem genel hem de özel olarak önemli.
 
Seçimlere iki aylık bir süre kaldı. HTKP bu dönemi nasıl geçirecek, seçim günü ne yapacak?
HTKP, seçime giren partiler arasında, az önce dile getirdiğimiz Türkiye meselelerine ilişkin sağlıklı değerlendirmelere, taleplere ve gerçekçi bir mücadele çizgisine sahip bir parti görmüyor. Bu nedenle açıklamamızda herhangi bir partiye işaret etmedik.  Bunun HAZİRAN zemininde mümkün olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle bu hafta sonundan itibaren, HAZİRAN olarak ilan ettiğimiz "Haziran Türkiyesi" çağrımızı yaymak üzere çalışmalar yapacağız. 
Oy vermek konusunda ise, açıkçası, herhangi bir partinin programatik ve güncel siyaset zemininde Türkiye emekçilerini temsil ettiğini düşünmüyoruz ancak tek tek adaylar bazında bakıldığında, Birleşik Haziran Hareketi'nde birlikte çalıştığımız ya da bize yakın bir siyasi doğrultuya sahip adaylar olduğunu görüyoruz. HAZİRAN'ın açıklamasında da bunu "güçler" olarak tanımlamıştık. HTKP olarak halkımıza, sandığa gittiğinizde şu kriterlere bakın ve bunu temsil eden adayların olduğu yerlerde o partilere oy verin dedik. 
Adayın Meclis'e girmesini neden önemsediğimiz ise açık olmalı. Birleşik Haziran Hareketi'nin talep ve ilkeleriyle uyumlu, bu ilke ve taleplerin taşıyıcılığını yapabilecek vekillerle AKP'nin Meclis'te de zayıflaması iyidir.
Aldığımız kararın belirleyici unsurunun, seçim sürecine kadar geçecek süreyi, belirli ilkeler ışında, esas olarak AKP'yle mücadele etmek tercihi olduğunu söyleyebiliriz.  
Bunun dışında Soma katliamının yıl dönümünün, İstanbul Üniversitesi'nde Prof. Dr. Raşit Tükel'ine destek eylemlerinin, 1 Mayıs'ın politik ve kitlesel olarak güçlü olması için elimizden geleni yapacağız. Parti bu dönemde işçi, kadın, gençlik ve Alevi hareketinde ve yayıncılık alanında bir dizi çalışmayı sürdürüyor. Bunların yaratmaya başladığı birikim bizi çok heyecanlandırıyor.
 
İlgili haber:
 
HTKP seçim tavrını açıkladı
 
İleri Haber  10 Nisan 2015
Bookmark and Share
 

19/10/2018 Gün Ortalama:1866  Bugün425 ziyaret var  Sitede 3 Kişi var  IP:54.80.188.87