Türkçe

Seçimler Tamamlandı,Marksistler Ne Yapacak?

İzlenme 1579

Türkiye genelinde önemli bir siyasal uyanış beklendi. Halkın yıllardır yaşadığı olumsuzluklara, siyasal tepki vereceğini varsayan ÖDP ‘Bir şey yapmalı’’yla başlattığı seçim faaliyetini ‘’Katıl değiştirelim’’le sürdürdü. Daha sonra ‘’Şimdi Sol zamanı’’ söylemiyle ‘’Sol’’a evet en sol’a’’diyerek 3 milyon namuslu insan aradı. Bulabildi mi? Hayır... Aslan Sosyal Demokrat’ların CHP’si ve onun Genel Başkanı ise Avrupa’da estirilen ve dişleri sökülerek iktidara getirilen ‘’Sol’’ rüzgarı arkasına alıp kendilerinin de yelkenlerini şişireceğini sandı. Ama, baraja takılmaktan kurtulamadı. Baykal aradığını buldu mu? Hayır... 

NEDEN? Önce Baykal’ın CHP’sinden başlayalım. ‘’HEDEF TAM DEMOKRASİ’’ başlığıyla Tarhan Erdem Milliyet Gazetesi'ndeki değerlendirmede ‘’İspanyol sosyalizmi lideri Felibe Gonzales iktidarı şu söylemle almıştı: Demokrasi olmayan yerde sosyal demokrasi olmaz. Demokrasiye geçiş yaşayan ülkede bir Sosyal Demokrat partinin üstleneceği ilk misyon demokrasiyi inşa etmektir...’’ CHP demokrasinin olmadığı yerde tıkandı tespitini Tarhan Erdem ‘’Çok doğru’’ diyerek onaylıyor. 

 Aynı söyleşide Tarhan Erdem, BAYKAL KANDIRIYOR... CHP 92’de yeniden kuruldu. Aslında o zaman derhal demokratikleşmeye sahip çıkan bir parti kurmak gerekirdi. O yeni partiyi kurmanın şartı da, mevcut siyasi kadrolar dışında, yeni arayışlara girmekti. Ama Deniz Baykal gümbür gümbür geleceğim dedi. Geldi ve gümbür gümbür de gitti diyor.  
Tarhan Erdem önemle neyin altını çiziyor? ‘’Demokrasi’’ mücadelesinin. ÖDP ne diyor? Önce ‘’Demokrasi’’. Bu tarihi tesadüf mü? Hayır. Devam edelim. Aynı söyleşide Tarhan Erdem ‘’Açık konuşmak lazım’’ diyor. Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın söylediği bir şey var: Geçici 15. maddenin 3.fıkrası açık. Partilerin demesi lazım ki: 15.maddenin 3.fıkrasını kaldıracağız. Bu söylendiği gün, partiler arası fark görülecektir.’’ Erdem’e soruluyor: Laiklik? Erdem diyor ki; O demokrasinin olmazsa olmaz parçası. ÖDP ne diyor: Ne Refah yol, ne hazır ol. Arkası... Arkası yok.  
Neden? Çünkü, her iki parti içinde demokrasi ortak payda. Kendisini ‘’Sosyal demokrat’’ parti olarak tanımlamasına rağmen ‘’sol’’ değerlere ve emeğe yeterince ilgi göstermeyen CHP demokrasi mücadelesinde de sınıfta kaldı ve barajın altında kaldı. CHP’nin 5 nisan 1994 kararlarına imza atması, ilk ciddi uyarı almasına neden oldu. CHP 1995 seçimlerinde %10.7 oranındaki oy ile barajı zorlukla geçebildi. Daha sonraki dönemde de ‘yeni sol’’ adı altında liberal politikaları benimsemesi, ’’yeni dünya düzeni’’nin çerçevesinde hareket etmesi, diğer sağ partilerden hiç bir farkı olmadığını ortaya koydu.  
Arkası geldi. İdeolojik anlamda iyice yalpaladı. İngiliz ve Alman sosyal demokrat partileri gibi neo-liberal yaklaşımlara özendi ve kendi sonunu hazırladı. Özelleştirmede, eğitimde, sağlıkta, sosyal güvenlik gibi konularda net tavırlar koyamadı ve klasik anlamda sürdürdüğü emek politikalarında beklenenin daha da gerisine düştü.

Sonuç %10 barajını aşamadı ve parlamento dışında kaldı. ‘’Yağma yok, şimdi Sosyalizm var’’ ekseninde seçim faaliyeti sürdüren Sosyalist İktidar Parti’sinin Türkiye genelinde aldığı oy önemli.  
İşçi ve emekçi eksenli seçim faaliyeti sürdüren EMEP ise aradığını tam olarak bulamadı: Ya ÖDP? Emek eksenli politikaları savunacağı iddiası ile ortaya çıktı. Ancak o da özelleştirmede, eğitimde, sağlıkta ve sosyal güvenlik gibi konularda alınan konferans kararırına rağmen net tavır koyamadı. ‘’Acil Demokrasi’’ dışında bir şey söylemedi.

Biz ‘’Partileşmemiş bir partiyiz.’’ dedi. ÖDP fikriyatının yeniden yaratılması iddiasını ortaya attı. Ama gücünü geçmişten alan, bugün ise toplumda hiç bir karşılığı bulunmayan gruplar dalaşıyla bu iddiasını da güme götürdü. Oysa, ÖDP’nin sorunu ‘’gruplar ‘’ olması değil, kaynağını ÖDP’den alan, ama geleceğini ÖDP’de bırakmak istemeyen ve politik ufku olmayan şeflerin olmasıydı. ÖDP kurumsallaşmış bir parti olamadı. Olacağa da benzemiyor.  
Ne idüğü belirsiz ‘’halk sarmaşığı’’nın ardından ‘’gökkuşağı’’ diye adlandırdığı politik söylemini ne oy’a tahvil edebildi ne de örgütlenmeye. Şimdi ÖDP içindeki ve dışındaki bir takım ‘’Marksistler’’ CHP gibi bir partinin ‘’sol’’ değerleri yeniden sahiplenmesi ve emek ağırlıklı parlamento dışı muhalefetini eksen alarak, CHP gibi bir partinin tabanındaki unsurlarla buluşacakları günü beklemektedirler. ÖDP gibi bir partinin oylarını % 3-4 gibi bir yere ulaştırması onların da işlerini kolaylaştıracaktı ama olmadı. Şimdilik işleri biraz zor gözüküyor. 

Bu durumda Marksistler ne yapacaklar? Meclis dışında kalan CHP’nin yeniden yapılandırılması ile birlikte, yeniden gündeme gelecek olan Anti-Faşist güç birliği yolunda CHP kuyrukçuluğuna mı soyunulacak? 1960’lardan bu yana ‘’ Türkiye’nin en önemli sorunu demokratikleşmedir’’ diyen devrimci demokrasinin kuyruğuna takılıp Sosyalizm bir kez daha mı hasır altı edilecek? Marksist hareket ‘’radikal’’ demokrasinin oyununa bir kez daha mı düşecek? Uluslararası ilişkilerde yeniden yaya mı kalınacak? Yoksa, Marksist sol artık yeter diyerek ciddi bir tartışmanın içine girerek önünü mü açacak.?   
  

Kısacası, Marksist sol ‘’alternatif projeler’’geliştirerek Türkiye’nin gündemine girebilecek mi? Yakın bir gelecekte yaşayıp hep birlikte göreceğiz. 

İSMAİL ÖZKAN 
Bu yazı 1999 genel seçimleri sonrası kaleme alınmış Siyaset Gazetesinde yayınlanmıştır

Bookmark and Share

22/04/2018 Gün Ortalama:1920  Bugün 414 Ziyaret var  Sitede 8 kişi var  IP:54.81.71.187