Türkçe

TÜRKİYE NE YAPACAK

İzlenme 1595

Türkiye"de "Devletin çözülüşü" ve Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) bağlamı konusunda iki temel görüş arada bir karşı karşıya geliyor

Türkiye, ABD’nin yanında yer almalıdır. NATO’da müttefik olduğumuz bir ülkeyle bölgenin yeniden şekillenmesi için ortak çaba harcayabiliriz. Gidişin dışında kalırsak daha kötü olur
Türkiye, İran’nın yanında yer almalıdır. Mazlum olan taraf, İran dır. Eğer ABD, İran’ı alt ederse sıra Türkiye’ye gelecek. Arada farklı bakış açıları var, ama özeti bu…

Oysaki; asıl soru şu olmalıdır: "Devletin çözülüşü" sonrası uluslar arası ilişkileri nasıl tarif edeceğiz, yaşanan bu uluslararası sürec ile daha baskıcı bir rejime doğru rota aldığımız bir evrede, emperyalizmin ülkemiz üzerindeki etkisi, içerdeki enerji birikiminin yönünü ne denli etkiliyecek ve bu çözülüş sürecinde hangi etmenler ne derecede tayin edici olacaklardır?

Kısa bir tarihsel hatırlatma: 1930’lu yılların ortasında İran’la Irak arasında sınır sorunu yaşanıyor. Türkiye, hangi tarafta yer alayım diye bakmıyor. İki ülke de Atatürk’ten yardım istiyor. Devreye giriliyor ve sorunun çözülmesi sağlanıyor. Bu bağlamda, Atatürk’ün dış politikası şöyle de özetlenebilir: Sorunun tarafı olmak değil, çözüme katkıda bulunmak.

Bu gün çok değişik koşullarla karşı karşıyayız, ama emperyalizmden yada mollarşiden birini tutmak zorunda değiliz. Tutmamız ve güçlendirmemiz gereken tek şey var: Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti. ("Ulusalcı" Devlet Vurgulusu...) Mustafa Balbay Cumhuriyet Gazetesi)

İran’nın nükleer silaha doğru yürüdüğünü yalnız BM’nin yetkili ağızları değil, bizzat Ahmedinecad’ın kendisi ifade etmektedir. Bu gidişat dünya barışına olduğu kadar ülkemiz için de her açıdan büyük bir tehlike “Amerikan Emperyalizmine karşı çıkıyorum” diye yobazların oyununa gelmenin hiçbir mantığı yok. İran’nın saldırgan stratejilerine karşı dik durmak bizi ABD’nin uşağı yapmaz bağımsız bir Ulus-Devlet kararlı bir şekilde dünyayı kendi etik değerleri doğrultusunda yorumlar. Ne ABD’nin, Ne İran’nın peşine takılır. (Bedri Baykam. Cumhuriyet Gazetesi)  
   
Ne NATO, ne Miloseviç. Kahrolsun faşist Miloseviç… Sonuç, Balkanların Parçalanması. Son olarak Karabağ’ın Sırbistan’dan ayrılması. Kosova’da ABD’nin en büyük üstlerinden birinin kurulması. V.s. 
Ne Saddam ne USA. Kahrolsun faşist Saddam… Kimyasal silahların yok edilmesi… Sonuç: Irak’ın üçe bölünmesi. Barzani federal bölgesinin bağımsızlığı ve yeni bir ABD uydusunun ortaya çıkışı. Yeni ve yeniden ABD üsleri… Ne USA, ne Ahmedinecad. Kahrolsun mollalar.  

Nükleer enerjinin yasak edilmesi… Füzelerin Türkiye’yi tehdit etmesinin önlenmesi. Asıl Amaç: İran’ın parçalanması. 
Büyük Orta-Doğu Projesi’nin yaşama girmesi için en büyük engellerden birinin ortadan kaldırılması.

Bilinmeledir ki, ABD, Büyük Orta-Doğu Projesi'ni uygulayabilmek için, Türkiye'yi kullanmaya fazlasıyla ihtiyaç duyuyor. (Tıpkı emperyalistlerin, 1919-1923"lerde osmanlıyı kullandıkları gibi) Bu nedenle, Türkiye'de yaşanan son gelişmeler, ABD emperyalizminin "Türkiye sistemine" bire bir müdahalesidir... ABD, Türkiye'ye şu mesajı veriyor: Türkiye'de kim güçlü ise, ben onunla İran üzerine yürürüm. Önemli olan, bundan sonra ABD Emperyalizmi gücünü nereye kadar genişleteceğidir? 

2007 İsmail Özkan

Bookmark and Share

Duplicate entry '1524402250' for key 'PRIMARY'