Türkçe

AZİZ NESİN: Soyadını Yanıtlayan Hayat

İzlenme 1537

"Her türlü yağmada hep sona kaldığım için güzel soyadı yağmasında da sona kal­dım. Ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime 'nesin' soyadını aldım. Herkes 'nesin' diye çağırdıkça, ne olduğumu düşünüp kendime geleyim iste­dim."

Kendisi açısından bu böyle. Ama aynı zamanda, yaşamıyla, yazdıklarıyla, ülkesinin insanlarına da devasa bir soru işareti olarak fırlatıp durdu soyadını. Nesin?

 

"Palavrasız bir ömür" boyunca, "bir yaramaz çocuk", aynaya karşı tuttu bu toplumu. Oradaki görüntünün üzerine düşen o çıplak soru, "Nesin?"

 

Bir toplumu kendisine güldürmek. Ve hep söylediği gibi, o aslında, kendilerine ba­karken kızmalarını, sarsılmalarını, ağlamalarını isterken, kahkahalara boğulmalarını izlemek, tam Aziz Nesin'lik bir genel hikâyedir.

 

Onu toplum sevmiş, ama iktidarlar anlamıştır. Toplum gülmüş, devlet öfkelenmiştir.

 

İktidarlar anlamıştır daha çok, evet. Kelepçesi, sürgünü eksik olmamıştır hiç. Geri­cilik anlamıştır. Sayısız linç girişiminden kurtulmuşluğu vardır. Faşisti, diktatörü an­lamıştır. Öncelikli boy hedefidir. Ve yalan yok, bütün bunlarla mücadelesinde, dikilip dururken karşılarında, epeyce yalnızlık çekmiştir. Ama, çok sevilmiştir, çok okunmuş­tur, çok güldürmüştür...

 

20 Aralık 1915'te Heybeliada'da doğar, Darüşşafaka Lisesi, Kuleli Askeri Lisesi, Ankara Harp okulu, asteğmen, Askeri Fen Okulu ve Güzel Sanatlar Akademisi, Anadolu'da gö­rev, kazara bombayla yaralanma, üsteğmen, ordudan tard, bakkallık, muhasebecilik. Ve "Yedigün" dergisiyle başlayan gazetecilik, redaktörlük, köşe yazarlığı... 1946'da, Sabahattin Ali ile "Marko Paşa"yı çıkarmaya başlaması ve devletin "gözüne iyice giriş"i... Sonrası sorgu, yargı, hapis. Hem de uluslararası! Hem de krallarca, kraliçelerce, şahlarca açılan davalar! "Yerel"i sadece kazandığı sayısız ödülde aşmamıştır anlayacağınız...

 

Sivas'ta Madımak Oteli yanarken, yıllar yılı canına susamış gericilik bu kez "Şeytan Ayetleri" hakkındaki fetvayı hiçe saymasını bahane ederek onu hedefe koyduğunda, cesedini bir köşeye büzülmüş halde, yüzünde bir korku ifadesiyle bulmasınlar diye, nasıl bir pozisyonda durarak ölmesi gerektiğine kafa yoruyordu. Ölenlerin bedeni soğumamıştı daha, "aydınlar"ca katliamın sorumlusu gösterildiğinde, "kışkırtıcı" ilan edildiğinde...

 

Bütün kitaplarının gelirinin yoksul çocukları eğitmek ve meslek sahibi yapmak üzere kullanılması da, ancak bir soyadı karşısında alnı açık durabilenlerin anlayabileceği bir şeydir elbet. Bunu anlayabilenlerin yüzdesinin düşüklüğüdür, bir vakıftan "nifak yuvası" diye söz ettiren, yok etmeye çalıştıran.

 

Ölüm, ricasını kırmadı Aziz Nesin'in. Ya da, buna zorunlu kaldı. Hayatında kimseye eğilmemişti başı, ölümün buna saygı göstermesini istedi, başını eğmeden, dimdik alıp götürsündü onu. Öyle oldu.

Bookmark and Share

21/01/2018 Gün Ortalama:1682  Bugün 474 Ziyaret var  Sitede 25 kişi var  IP:54.226.41.91