Türkçe

BEYKOZ YENİDEN KAZANILMALIDIR

İzlenme 2015

Beykozlu yurtseverler, “Saip Molla ve Serdaroğlu ormanlarını tahrip edip, zengin villalarını dikenler, Şişe Cam’ı, Tekel’i, Deri Kundura’yı ve şimdi de Beykoz Devlet Hastanesi’ni kapatanlar, aynı yağmacı sermaye güçleridir!
Yurtseverler, yağmacı sermayeye meydanı boş bırakmayacak!” çağrısıyla tüm Beykozlu emekçileri yağmaya karşı dur demek için örgütlenmeye davet ettiler. ( Beykozlulardan hastanenin kapatılmasına protesto 13 Temmuz 2007, Cuma sol.org.tr )
“12 Eylül 1980 askeri darbenin hemen ardından kamu mallarının özelleştirilmesi başladı. Bütün ülkede hızla geliştirilen özelleştirme politikaları Beykoz/Paşabahçe’yi de vurdu. Önce tek tek fabrikalarımızı kapattılar. Yetmedi, Küçüksu Sevda Tepesinden başlayarak bütün ormanlarımız yağmaya açtılar. Sultanbeyli, Çavuşbaşı, dudulu havzalarında kaçak yapılaşmanın af edilmesi İlçe ve Belde belediyelere bırakıldı.
Bugün, bu yaşananları biz Marksistler tam dokuz yıl önce söyledik. Önce Beykoz’daki bütün fabrikaların kapatılacağını ve havzamızın büyük bir yağmaya açılacağını ve bölgemizin sermaye sınıfı ve rantiyeciler tarafından teslim alınacağını haykırdık. Bu gelen saldırı karşısında örgütlü bir güç oluşturulması için çalmadık kapı bırakmadık. Bölgesel bir gazete çıkartarak toplumsal duyarlılığı arttırmayı öne koyduk. Bir avuç Marksist insan tarafından çıkartılan CAM-KÖY GAZETESİ, 15 Mart 1998 tarihli ilk sayısında Beykoz/Paşabahçe işçi ve emekçilerine şöyle sesleniyordu:
YAĞMALANAN ÜLKE YAĞMALANAN BEYKOZ
Eyüp Aşık “Tekel ya kapatılacak ya kapatılacak” buyurdu. Bölgemizdeki bütün fabrikaların kapatılması adım adım gelen bir yenilgidir. Paşabahçe eylemi aslında cam işçilerinin 1966'dan beri sürdürdüğü mücadelenin yenilgiyle sonuçlanmasıdır. Turizm teşvikleriyle gelen yağmalama üzerine solcuların etraflı olarak düşünmesi gerekir.
"Marksistler Haklı Çıktı, İşçiler Yenildi"dedik. 
Yağmanın bir ucu, Sapanca Ormanları’na kadar dayandı. 2 milyon metrekareyi geçen Saip Molla özel ormanı, yasadaki yüzde 6 kuralı aşılarak yüzde 35 oranında yapılaşmaya açıldı. Merkezi iktidarların almış olduğu kararları iyi kullanan Acarlar, bütün Beykoz ormanlarını yağmaladı. Kandilli sırtları Kavalalılara peşkeş çekildi. Kandilli Yağ ve Çubuklu Cam fabrikalarının işi bitirildi. Sevda Tepesi’nden başlayarak Kavala evleri, Doktorlar Sitesi, Beykoz Konakları, Acar Kent ve Bayındır Holding dahil yağmanın ikinci ucu Şile’ye kadar dayandı.
Acar Kent ne kadar yasal? Yapı ruhsatlarının daha baştan ayıplı olarak düzenlendiği görülmektedir. İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nde açılan davada verilen yürütmenin durdurulması kararının, sözünü ettiğimiz belgelerin mahkemeye ibrazı halinde kaldırılması mümkündür." (Haberler.com)
Acarlar, Gümüşsüyü sırtları ile birlikte Karlıtepe’ye kadar ilerlerken, Koç Üniversitesi Sarıyer Ormanlarına girdi. Kanlıca Mihrabad Ormanı ise özelleştirildi. İkinci Boğaz Köprüsü ile birlikte Kavcık’tan başlatılan geniş otoyollar ve viyadükler Acar Kent girişinden tünelle bağlandı. Çavuşbaşı külliyesini de içine alan yağma, Yeditepe Üniversitesi’ni de içine alarak Melen Çayı’na kadar uzandı. (İstanbul Boğaz'ında üçüncü Boğaz köprüsü, Yuşatepe ile Havan Tepe arasına kurulacak. Habertürk 11 Temmuz 2007) Bu köprü ile birlikte Beykoz’daki yağmalamanın boyutu yükselerek uluslar arası bir talana da açılmış olacaktır.
Bağlarken: Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum. Beykoz’u yeniden kazanmak mümkün. Ancak, mevcut durumun izahı 9-10 yıl öncesi yapılmış ve bölgenin emekçilerinde bir duyarlılık yaratılmış idi. Şimdi aynı şeyleri tekrarlayarak sorun geçiştirilmemeli ve yeni bir dil, yeni bir yürüyüş dili ve bu dil ile birlikte günü uygun yeni mücadele araçları geliştirilmeli ve eylemli öğrenme süreci yöntem olarak ele alınmalıdır. Özellikle, bölgenin bu günlere gelişinden sorumlu olan kurumlardan, örneğin; önce ilçe yöneticileri dahil, bölgenin bütün düzen parti yöneticilerinden, encümen üyeleri dahil, bütün Belediye Başkanlarından, (Özellikle Tokat Köy halkına verilen sözleri unutanlardan, tapu tahsis belgeleri iptal edenlerden, Rüzgarlıbahçe’nin metrekare fiyatının 130 YTL olacağını, üzerinde oturan alamazsa arsanın hazineye devredileceğini açıklayan Belediye Başkanı Muharrem Ergül’den) AB ve ABD’ci olan bütün uzlaşmacı sendika yöneticilerinden hesap soralım. Geçmişte sürdürdükleri politikaları sorgulayalım, bu yanlış politikaları bugün hala sürdürmekte ısrarlı olanları deşifre edelim. Bölgemizdeki fabrikaların kapatılmalarında önemli sorumlulukları olan sendikaların hala bölgemizde utanmadan nasıl var olduklarını Beykoz’un işçi sınıfına ve emekçilerine sorgulatmanın yolunu açalım.
Havzamızın mücadele ve direniş geleneği biliniyor. Öncesi de var ama hiç değilse 1965’lerden 1980’lere kadar bölgemizde yükselttiğimiz sol/sosyalist siyasi kültürümüzü yeniden kazanalım. Beykoz da yeniden bir yarılma yaratalım. Beykoz’un işçi ve emekçi sınıflarının öncülleri olanlarla birlikte sermaye sınıfının saldırılarını geri iterek Beykoz’u yeniden kazanmanın yollarını Beykoz’un emekçi halkı ile birlikte bulalım. Dün olduğu gibi bugün de, Beykoz’un emekçi halkını yeniden ayağa kaldırarak örgütlü bir güç odağı haline getirelim. Devlet Hastanesi’nin kapatılması ve Beykoz’un mahalle mahalle parsellenerek üst gelir gruplarına ve rantiyecilere satılmasına engel olalım.
İşe, 2009 yılında yenilenecek olan yerel yönetimler seçimleri ile başlanabilir. Aşımıza, işimize, konutlarımıza ve insanca yaşamamıza sahip çıkalım. Kentsel Dönüşüm Projeleri dedikleri aldatmacaları elimizin tersi ile itelim ve bölgemizde, acilen bir imar planının öncelikli olarak ele alınmasını sağlayalım…
Bu konuda uzman olan mimarları, şehir planlamacılarını, sanat tarihi araştırmacılarını çeşitli konferanslar vermeleri için harekete geçirelim, tartışmalı paneller düzenlemelerini örgütleyelim… Unutmayalım ki; konutlarımızın da ellerimizden gitmesini önleyecek olan şey, gerçek çözüm, bütünsellikli bir Beykoz İmar Planının yapılmasıdır.
Umutları arttırabilir ve örgütlü bir güç olabilirsek kapatılan fabrikalarımızı belki geri alamayız ama, kapatılan fabrikalarımızın arsalarını pekala kamulaştırabiliriz Mahallelerimizin rantçılara ve Soroz özentisi spekülatörlere kaptırmayız.

İsmail Özkan 2007

Bookmark and Share

18/11/2018 Gün Ortalama:1833  Bugün284 ziyaret var  Sitede 4 Kişi var  IP:54.146.195.24