Türkçe

Birleşik Emek Hareketi yola çıktı

309 kez bakılmış
17 Aralık 2017
22:01
“Ülkenin kurtuluşu artık işçi meclislerinden geçiyor. Yumruğumuz havada, kafanıza inecek. Bize dayatılan bu barbarca düzeni bertaraf edeceğiz!” “Demokratik sınıf sendikacılığı için işçi meclislerinde örgütlenelim” çağrısıyla farklı sektörlerden çok sayıda işçinin bir araya gelerek oluşturduğu Birleşik Emek Hareketi bugün İstanbul’da kuruldu.
 
Sarı sendikacılığa, bürokrasiye, AKP’nin emek düşmanı politikalarına ve sermayenin topyekün saldırılarına karşı ilk olarak Birleşik Emek Koordinasyonu Girişimi’nin çağrısıyla bir araya gelen çok sayıda işçi, bugün Bostancı Kozyatağı Kültür Merkezi’nde buluşarak Birleşik Emek Hareketi’ni kurdu.
 
Fabrikalarda, mahallelerde, sanayii havzalarında, evde, güvenliksiz, güvencesiz, esnek, taşeron, kölelik koşullarındaki ağır çalışma ortamına karşı işçi meclisleri şeklinde örgütlenecek olan Birleşik Emek Hareketi için bir araya gelen çeşitli sektörlerden çok sayıda işçi, tek tek kürsüye çıkarak söz aldı.
 
Kendi sektörlerindeki sorunların ve çözümün tartışıldığı kürsüde ortak vurgu, sermayenin saldırılarına karşı, böylesine büyük ve ortak bir emek platformuna ihtiyaç olduğuydu.
 
İŞÇİ MECLİSLERİ ŞEKLİNDE ÖRGÜTLENECEK
 
Birleşik Emek Hareketi’nin kuruluş toplantısı Kozyatağı Kültür Merkezi’nde saat 13.15’te mücadelede hayatını kaybedenler adına yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından, KHK ile Kalkınma Ajansı’ndaki işinde ihraç edilen ve Kadıköy’de geçtiğimiz yıla tek başına yürüttüğü direnişle damgasını vuran işçi Betül Celep söz aldı. Celep, bir konuşma yaparak, işçilerin ortak mücadelesi için biraraya geldiklerini belirtti.
 
Celep’in ardından açılış konuşmasını yapmak üzere söz alan Ezgi Aydın, Birleşik Emek Hareketi’nin bir ana talep etrafında örgütlendiğini belirtti. “İnsana yaraşır, çocuklarımıza bırakabilecek, güvenli bir yaşam istiyoruz” diyen Aydın, Birleşik Emek Hareketi’nin işçi meclisleri şekilde örgütleneceğini ifade etti.
 
KÜRSÜDE BÜROKRASİ DEĞİL İŞÇİLER VARDI…
 
Aydın’ın açılış konuşmasının ardından çeşitli sektörlerden işçilerin söz aldığı bir kürsü kuruldu. Emekçiler tek tek kürsüye çıkarak kendi çalışma alanlarındaki sorunları, hukuksuzlukları, maruz kaldıkları kötü çalışma koşullarını ve çözüm önerilerini dile getirdi. Sık sık kürsüye çıkan tüm işçiler tarafından Birleşik Emek Hareketi’nin kuruluşundan duyulan memnuniyetin dile getirildiği toplantıda, ilk sözü Beşiktaş Belediyesi işçisi Tekin Şahin aldı.
 
Açlık grevindeki eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’yı selamlayarak söze başlayan Şahin, emek mücadelesinde dayanışmanın önemine dikkat çekti.
 
‘BİZİ KİM BİR ARAYA GETİRECEK?’
 
İş yaşamındaki sorunları anlatan Şahin, “Bizi kim bir araya getirecek?” sorusunun bir ihtiyaç olarak ortaya çıktığını söyledi. Mevcut sendika yönetimlerini eleştiren Şahin, sendikacıların siyasi çıkarları uğruna işçi sınıfına sırtını döndüğünü kaydetti.
 
Şahin, sözlerini “Örgütleneceğiz başka çaremiz yok” diyen Şahin, kendi sektöründe işçi meclislerini kuracaklarını belirterek, “Bize yol gösteren bir platforma ihtiyacımız vardı” ifadeleriyle BEH’in kuruluşundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
 
SOMA MADEN İŞÇİSİ KÜRSÜDE: ÜRETEN DE YÖNETEN DE BİZ OLACAĞIZ!
 
Somalı maden işçisi ve direnişçilerinden olan Tahir Çetin, Soma’da devlet, sarı sendika ve patrona üçlemesine karşı büyük bir mücadele verdiklerini vurguladı. 301 işçinin hayatını kaybetmesinin ardından maruz kaldıkları hukuksuzlukları anlatan Çetin, sokaktaki insanlar ve ülkenin geleceği olan çocuklar için mücadele ettiklerini belirterek, “Biz burada işçiler olarak sizlerden destek istiyoruz” dedi. Tekin sözlerini, “Bu saatten sonra üreten ve yöneten biz olacağız diye haykırmak istiyoruz” ifadeleriyle sonlandırdı.
 
‘SENDİKA MERKEZLERİNİN HOLDİNGLERDEN FARKI KALMADI’
 
DGD SEN Genel Başkanı Murat Bostancı, sendikal bürokrasiyi eleştirdiği konuşmasında, sendika merkezlerinin de holding merkezlerinden farksız olmadığını kaydetti. Hangi iş kolunda olursa olsun, direnişlere sahip çıkılması gerektiğini ve güçlerin birleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Bostancı, “İşçi meclislerini faal hale getirmemiz gerekiyor. OSB’lerle sürekli irtibat kurmamız gerekiyor, gerekirse OSB bölgelerinde günün her saati açık olan irtibat büroları kurmamız gerekiyor. Asgari ücretin artması için bizlerin ciddi eylemler geliştirmesi gerekiyor. Bakanlığın önüne mi gideriz başka bir şey mi yaparız birlikte karar veririz. Basın açıklaması yapıp dağılmanın ötesine geçmemiz daha ciddi adımlar atmamız gerekiyor” dedi.
 
‘ÜLKENİN KURTULUŞU ARTIK SINIFIN MECLİSLERİNDEN GEÇİYOR’
 
Artık mücadeleye ilişkin söylemlerin, yazıp çizmenin değil gerçek anlamda direnmenin zamanı olduğuna vurgu yağan Bostancı, sözlerini “Ülkenin kurtuluşu işçi sınıfından işçi meclislerinden, işçi komitelerinden geçiyor. Saygıyla hepinizi selamlıyorum” çağrısıyla tamamladı.
 
‘SAVAŞ KARŞITI BİR İŞÇİ HAREKETİ’
 
Kürsüde söz alan Ali Ekber adlı işçi de, savaş karşıtı bir işçi hareketine ihtiyaç olduğunu belirterek, “Bu hareketi selamlıyorum ve destekliyorum. Her türlü dayanışmayı sağlayacağım. Meclis örgütlenmesine bir alternatifim var. İş yeri komitelerine ağırlık vermek kaydı ile mahalle ve sokak örgütlenmeleri sağlanmalı. Bölgemizde ciddi bir savaş var pazar ilişkileri açısından dünya paylaşılıyor buna duyarsız kalmamalıyız. Savaş karşıtı bir barışçı işçi hareketine ihtiyaç var. Sınıf mücadelesi ile beraber olmak dileğiyle hepinizi selamlıyorum” diye konuştu.
 
‘TÜRKİYE ŞU AN BİR SENDİKACILIK FACİASI YAŞIYOR’
 
Salondaki katılımın mutluluk verici olduğunu belirterek sözlerine başlayan Nakliyat İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Mehr Ali Bozgun da, Türkiye’de şu an bir ‘sendikacılık faciası’ yaşandığını belirtti. Real Market işçilerinin direnişine kendi sendikaları olan Tez Koop İş’in sahip çıkmadığını, kendilerinin (Nakliyat İş) yanlarında olduklarını anlatan Bozgun, Çankaya Belediyesi’nde direniş sonucu atılan işçilerin dün itibariyle işe geri alındığı müjdesini vererek, “Çankaya Belediyesi işçileri direnirsek kazanacağımızı herkese göstermiş oldular” ifadelerini kullandı. Bozgun, sözlerini direniş ve mücadele vurgusuyla sonlandırdı.
 
METAL İŞÇİSİ: FIRTINA YAKLAŞIYOR, SALDIRIYI KIRACAK RÜZGAR BU SALONDA!
 
Sarkuysan fabrikasında çalışan metal işçisi Cihan Güneş sözlerine, Türkiye devrimci hareketinin önderleri Mustafa Suphilerden başlayarak, Behice Boran, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya nezdinde bu uğurda yaşamını yitirmiş tüm devrimcileri selamlayarak başladı.
 
Daha önce 10 yıl tersanelerde çalıştığını anlatan Güneş, şu sıralar toplu sözleşme görüşmelerinde taleplerini kabul etmeyen patron sendikası MESS’e karşı metal işçileri olarak fabrikalarda verdikleri mücadeleleri anlattı. ‘Metal fırtına’nın yaklaştığını vurgulayan aynı zamanda Birleşik Metal İş Sendikası üyesi Güneş, OHAL koşullarında olsa dahi şalter indirmeye güçlerinin olduklarının altını çizdi. “Sizlerin de bütün varlığınızla bizlere destek vermenizi istiyoruz” diyen Güneş, işçi direnişlerinin azaldığı yerde faşizmin yükseldiğini belirterek, sınıfa dönük saldırı hazırlığını kıracak olan gücün bu salonda olduğunu söyledi. Güneş, bu gücü mahallelere, fabrikalara, sokaklara taşınması gerektiğini dile getirdi.
 
‘DİRENİŞ 100 KİTAP OKUMUŞ GİBİ ÇOK ŞEY ÖĞRETİR’
 
Hakan Plastik Direnişçisi Mustafa ise, direnişin 100 kitap okumuşçasına büyük şeyler öğrettiğini belirterek, sınıfa yönelik saldırılara cevaplarının “İşçinin yumruğu havada, kafanıza inecek” olacağını söyledi. İşçi, “Örgütlenelim, bizim bizden başka dostumuz yok” diyerek sözlerini tamamladı.
 
‘SÖMÜRÜYE KARŞI UMUT OLACAK’
 
DERİ-TEKS Örgütlenme Uzmanı Mehmet Emin Yılmaz ise konuşmasında, Türkiye’nin en büyük işçi havzalarından olan Tekirdağ Çorlu bölgesindeki ağır ve güvencesiz çalışma koşullarını özetleyerek başladı. Sermayenin pilot bölgesi olduğunu belirttiği Tekirdağ’ın işçi için cehennem patronlar için ise cennete dönüştürüldüğünü belirterek, Birleşik Emek Hareketi’nin bu sömürüye karşı bir umut olacağının altını çizdi.
 
Yılmaz sözlerinin devamında şunları söyledi: “İşçi sınıfının birleşik bir mücadele verebilmesi için öncelikle işçi sınıfının yanında olduğunu söyleyenlerin yan yana gelmesi gerekiyordu. Birleşik emek hareketi bu çabanın bir sonucudur buna öncülük eden herkesi selamlıyorum. Birleşik emek hareketi bu mücadelede umut olacağı ve diğer sektörlerle birlikte tekstil işçilerinin de örgütlenme hak arama mücadelesinde ortaklaşacağı bir oluşum olması dileğiyle.”
 
‘BAŞARILI OLACAĞIZ’
 
Güvenlik Sen üyesi ve SİO direnişçisi Uluç Gavazoğlu da Nuriye ve Semih ile direnişteki tüm işçileri selamlayarak başladığı konuşmasında, Birleşik Emek Hareketi’ni selamlayarak, “Küçük hesaplarla hareket etmeyip doğru mantıklı akıllı örgütlenme yaratabilirsek başarılı olacağız” şeklinde konuştu.
 
‘KADRO, EĞİTİM, BARINMA, SAĞLIK…İŞÇİLER EN TEMEL HAKLARINDAN YOKSUN’
 
Bir diğer güvenlik işçisi Ali Rıza ise, işçilerin kadro, sağlık, eğitim, barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamada yaşadıkları sorunları dile getirdiği konuşmasında, söz konusu hakların ancak sosyalist sistemde elde edilebileceğine vurgu yaptı.  “Bir sendika başkanı neden kendi işçisini şikayet eder” diye soran güvenlik işçisi, konuşmasında sendikal bürokrasiyi eleştirdi.
 
TERSANE İŞÇİSİ: DAYATILAN BU BARBARCA DÜZENİ BERTARAF EDECEĞİZ!
 
Tersane işçisi Eyüp Ayan ise, en fazla iş cinayetlerinin yaşandığı, güvencesiz ve güvenliksiz çalıştırmanın en yaygın olduğu sektörlerden tersanelerdeki sorunları anlatarak, “Bize dayatılan bu barbarca düzeni bertaraf edeceğiz, yegane güç biziz” ifadeleriyle salonu selamladı.
 
KİMYA İŞÇİSİ ÖNERİLERİ SIRALADI
 
Kimya işçisi İlke Aydın ise önerilerde bulunduğu konuşmasında, işçi havzalarına gidilerek sınıfla temas sağlanmasını, işçi kentlerinde örgütlenme çalışması yapılmasını önerdi. Aydın, işçilerin öz yönetimleri olan işçi meclislerinin kurulmasını önerdi.
 
CAREFFOUR İŞÇİSİ: KADIN DA ERKEK DE EŞİT KOŞULLARDA SÖMÜRÜLÜYOR
 
Carrefour işçisi Hanife ise sendikalarda, iş yerlerinde erkek egemen zihniyetin hakim olduğunu anlatarak, iş ortamında yaşadıkları zorluklara dikkat çekti. Kadınların da emek mücadelesinde eşit olarak söz hakkı sahibi olması gerektiğinin altını çizen işçi, “Erkek ve kadın eşit şartlarda sömürülüyor” dedi.
 
“Arkadaşlarımın haklarını savunduğum için bana kırık diyorlar” ifadelerini kullanan Carrefour işçisi “Ben emekçiyim. Haksızlık karşısında sessiz kalmayan bir işçiyim. Bu kürsülerde konuşmak benim için büyük bir onur” dedi. (Kadın işçinin konuşmasından bir bölüm yukarıda) 
 
EMEKLİLER: ELLERİMİZİ BİRLEŞTİRELİM, YAŞAM DA MÜŞTEREK BİR MÜCADELE ÖRELİM
 
Emekliler Dayanışma Sendikası Başkanı Mahinur Şahbaz ise çalışanların faal iş yaşamında olduğu gibi emekliliklerinde de sorunlarının devam ettiğini anlattı.
 
“Ellerimizi, emeğimizi birleştirelim” diyen Şahbaz, sadece işçi sınıfı içerisinde değil, yaşam alanında da müşterek bir mücadelenin örülmesi gerektiğini belirterek, “Adaleti, hukuku bu sistemde tesis edecek olanlar bizleriz. Hepinizi kutluyorum, yolumuz açık olsun” dedi.
 
İNŞAAT İŞÇİSİ: SİZDEN BEKLENTİMİZ VAR…
 
İnşaat işçisi Mustafa Akyol ise Birleşik Emek Hareketi’ni kastederek, bu platforma işçilerin gerçekten işçilerin ihtiyacının olduğunu söyledi. İnşaat işçilerinin taşeron sisteme karşı çok önceden beri mücadele ettiğini anlatan Akyol, “Sizden bir beklentim var” diyerek, buradan çıkıp şantiyelere gidildiğinde taşeron sistemin karşısına ne koyulacağının işçilere anlatılması gerektiğini vurguladı. Akyol, “Bunu bize öğretin, biz de orada öğretelim” çağrısında bulundu.
 
MATBAA İŞÇİSİ: BU HAREKET, İŞÇİ SINIFININ İÇİNDE BAYRAĞI YÜKSELTECEK
 
Polimer direnişini anlatan Matbaa işçisi Rıdvan Çöpürkaya ise, Birleşik Haziran Hareketi’nin sendikalarının karşısına dikilip işçi sınıfının bayrağını daha da yukarı yükselteceğini belirtti. Çöpürkaya, “Ben bugün bu umut için buradayım” dedi.
 
EV İŞÇİLERİ: ANNE, EŞ, AŞÇI, İŞÇİYİZ…BİZ İNSAN DEĞİL MİYİZ?
 
Ev İşçileri Dayanışma Sendikası’ndan Halide Yurdakul, kadının evde “anne”, “aşçı”, “eş”, “işçi” olmak zorunda olduğunu belirterek, “Biz ev işçileri olarak yaşamayalım mı?” diye sordu. Hiçbir haklarının olmadığını kaydeden Yurdakul, “Biz insan değil miyiz?” sözleriyle isyan etti. Bir ev işçisi olarak “emekli” olmanın hakkı olduğunu vurgulayan Yurdakul, işçiler olarak birbirlerine sahip çıkmaları gerektiğini dile getirdi.
 
Sendikaların artık sendikalara örgütlemeye yönelik değil kaçırmaya yönelik politika uyguladığına dikkat çeken Yurdakul, “Umut ediyorum hepimizin önü açık olur. Daha güzel günler dileğiyle” ifadeleriyle sözlerini bitirdi.
 
ELEKTRİK MÜHENDİSİNDEN ÖNERİLER
 
Elektrik Mühendisleri Odası’ndan Seçkin Ulaş Barbaros Gezi Direnişi’nde polis tarafından öldürülen işçi Ethem Sarısülük’ü selamladığı konuşmasında Birleşik Emek Hareketi için şu önerilerde bulundu:
 
- Çalışmalar arasında özgün dayanışmalar kurulmalı.
 
- Özgün alternatifler sunulmalı
 
- Sosyal dayanışma etkinlikleri yapılmalı, buluşmalar sağlanmalı
 
-Sosyal dayanışma kapsamında kalkınmak için kooperatifler kurulmalı
 
ÇERKEZKÖY İŞÇİSİ: HAKLARIMIZI BİLMEYE İHTİYACIMIZ VAR
 
Çerkezköy’den gelen kadın işçi Sevgim Aydın da sermayenin ağır saldırılarının yaşandığı, işçilerin hukuksuzca işten atıldığı bir pilot bölgede çalıştığını kaydederek “İşçi haklarını bilmemiz gerekiyor, buna ihtiyacımız var” diyerek taleplerini dile getirdi.
 
MİMAR: BİZ KENDİ İÇİMİZDE KIPIRDAMAYA BAŞLADIK, MÜCADELEYİ BİRLİKTE BÜYÜTELİM
 
İşçi mimarlar adına konuştuğunu belirten Mimar Esra Sert ise, güvencesiz, ağır, güvenliksiz, sağlıksız ve sömürünün yoğun olduğu bir çalışma ortamında çalıştıklarını kaydederek, kendi alanlarında karşılaştıkları sorunları anlattı. “Biz kendi içimizde kıpırdanmaya başladık” diyen Sert, Birleşik Emek Hareketi’nin memur ve işçileri de göz önünde bulundurması gerektiğini ifade ederek “Birlikte yan yana nasıl dururuz konuşalım” dedi. Sert, “Birleşik bir emek harketi için bizi de emekçilere dahil edin. Bu mücadeleyi birlikte büyütelim” ifadeleriyle salonu selamladı.
 
METRO İŞÇİSİ: ARALIK AYINDA BAŞLAYAN DİRENİŞLER BAŞARILI OLUR
 
Metro inşaatı işçisi Onur Aydın ise “Aralık ayında başlayan bütün direnişler başarıya ulaşmıştır” dedi. İşçi kurumlarının serbest bırakıldığı takdirde bu hareketin (Birleşik Emek Hareketi) başarılı olacağını söyleyen Aydın, siyasi egoların ve çıkarların bir kenara bırakılmasını istedi.
 
KADIN İSTİHDAMI ARTIRILMALI
 
Kürsüde kadın istihdamına ilişkin söz alan Tuğba işçi ise, Türkiye’nin kadın istihdamında OECD ülkelerin arasında sonuncu sıralarda yer aldığını belirtti. Kadınların güvencesiz çalışmaya mahkum edildiğine dikkat çeken işçi, kadın istihdamına ilişkin engellerin ortadan kaldırılmasına yönelik bir çalışma yürütülmesini önerdi.
 
BİLİŞİM İŞÇİSİ: RÜYAMDA BİLE ÇALIŞIYORUM
 
Bilişim sektöründe çalışan Behram Baransel ise, zaman ve mekan kavramının ortadan kalktığını belirttiği bir iş ortamında rüyasında bile çalıştığını gördüğünü anlattı. Söz konusu çalışma atmosferine karşı bir örgütlenme modeli geliştirilmesini isteyen Baransel, köle koşullarında çalıştırılmanın ortadan kalkacağı insani koşullarda çalışacak imkanların yaratılması gerektiğini kaydetti. Baransel, “İşçi demokrasisini geliştirecek araç ve yöntemleri geliştirmeliyiz” dedi.
 
BELEDİYE İŞÇİSİ: ÇOK ENERJİK, GÖRÜNÜR VE AKTİF OLMALIYIZ!
 
Maltepe Belediyesi işçisi Savaş Özmen ise, “Çok enerjik ve görünür bir propaganda yapmalıyız” diyerek, verilecek mücadelenin aktif olması gerektiğini vurguladı.
 
3 OCAK’A ÇAĞRI: 2018 UMUT YILI OLACAK
 
İşçilerin kürsüden yaptıkları konuşmaların ardından “Bu mücadelede tuzum olsun diyen herkesin” 3 Ocak Çarşamba günü saat 18.00’de Karaköy Mimarlar Odası’nda yapılacak Birleşik Emek Hareketi Yürütme Kurulu toplantısına katılması çağrısı yapıldı.
 
Toplantıda son sözü alan Gürkan Emre Gürcanlı, “2018 ‘Umut Yılı’ olacak. Zafer direnen emekçinin olacak” ifadeleriyle Birleşik Emek Hareketi’nin toplantısını tamamladı.
 
Meryem Yıldırım 
 
İleri haber 17 Aralık 2017
 
 
Bookmark and Share
 

20/06/2018 Gün Ortalama:2227  Bugün 374 Ziyaret var  Sitede 7 kişi var  IP:54.224.255.17