Türkçe

Milyonlarca yurttaş Adalet Mitingi'nde buluştu

244 kez bakılmış
9 Temmuz 2017
18:44
Adalet Yürüyüşü'nün sona ermesinin ardından yüzbinler "Adalet" diye haykırdı. CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun “MİT TIR'ları” davasında tutuklanmasının ardından Ankara’dan başlayan Adalet Yürüyüşü sona ererken, milyonlarca yurttaş Adalet Mitingi için Maltepe'de buluştu.
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Yürüyüşü'nün son etabı kapsamında Kartal Dragos'tan Maltepe'deki miting alanına doğru 3 kilometrelik yolu yürüyerek geçti. Kılıçdaroğlu'nun saat 18.00'da alanda toplanan yurttaşlara seslenmesi bekleniyor. 
 
Hazırlanan miting alanına saat 15.00'da girişler başlarken, toplu taşıma araçlarıyla Bostancı ve Kadıköy'e geçen yurttaşlar miting alanına doğru yürüyüş gerçekleştirdi. 
Birleşik Haziran Hareketi (HAZİRAN) üyeleri de Adalet Mitingi'ne katılmak için saat 16.00'da Bostancı'da buluştu. HAZİRAN binlerce kişilik kortejiyle buradan miting alanına yürüdü. 
Miting alanı miting başlamasından saatler önce doldu. Mitinge gelen yurttaşlar alanın dolması üzerine Maltepe sahilini boydan boya kapladı. 

Mitinge ilişkin Twitter'da açılan #AdaletMitingi etkieti Türkiye ve dünya gündeminde 1'inci sıraya yerleşti.

Yürüyüşü tamamlamasının ardından miting alanına ulaşan Kılıçdaroğlu sahneye "Hak, hukuk, adalet" sloganlarıyla çıktı. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

"9 TEMMUZ YENİ BİR DOĞUŞTUR"

"15 Haziran 2017'de Ankara'da başlattığımız yürüyüşümüzü Maltepe'de noktaladık. Ama kimse bu yürüyüşün bir son olduğunu düşünmesin. Bu yürüyüş bizim ilk adımımızdır. Herkes şunu çok iyi bilsin: 9 Temmuz yeni bir adımdır, 9 Temmuz yeni bir iklimdir, 9 Temmuz yeni bir tarihtir, 9 Temmuz yeni bir doğuştur.

"BU ÜLKEYE BİRİNCİ SINIF DEMOKRASİYİ GETİRECEĞİZ"

Bu ülkeye birinci sınıf demokrasiyi mutlaka getireceğiz. Herkes özgürce düşüncesini ifade edebilecek. Bir teşekkürüm de güvenlik güçlerimize... Polisinden jandarmamıza tüm güvenlik güçleri bizim bu meydanda toplanmamıza yardımcı oldular. Biz yürürken taşkınlık yapacağımızı düşünüyorlardı, vurup kıracağımızı düşünüyorlardı. Dünyanın en barışçıl yürüyüşünü, eylemini yaptık. Hiçbir yurttaşımızın burnu dahi kanamadı.

"ÜNİVERSİTEDEN ATILAN HOCALAR İÇİN YÜRÜDÜK"

Olmayan adalet için yürüdük, mazlumların hakkı için yürüdük, hapisteki milletvekilleri için yürüdük, tutuklu gazeteciler için yürüdük. Bugün Sözcü Muhabiri Gökmen Ulu'nun doğumgünü, kendisine buradan mutlu yıllar diliyoruz. Hapistesin kardeşim biliyorum ama unutma, Maltepe Meydanı senin yanında, gazetecilerin yanındadır. Üniversiteden atılan hocalar için yürüdük. Hocalar KHK'larla kapının önüne konulması tam bir demokrasi ayıbıdır. Bunu darbe döneminde paşalar yapıyordu, Almanya'da Naziler yapıyordu.

"NURİYE VE SEMİH İÇİN YÜRÜDÜK"

Haksız yere kamudan atılanlar için yürüdük, çocuklar için yürüdük, taşeron işçiler için yürüdük, mevsimlik işçiler için, orman köylüleri için, linç edilen askerler için, hapisteki öğrenciler için yürüdük. Tek adam rejimine, FETÖ’ye karşı olduğumuz, 20 Temmuz’a karşı olduğumuz için yürüdük. IŞİD, PKK, El Nusra’ya karşı olduğumuz için yürüdük. Devlette liyakat sistemi kalmadığı için yürüdük. 15 yılda 13 kez üniversite ve KPSS soruları çalındı, bunun için yürüdük. Şiddet mağduru kadınlarımız ve çocuklarımız için yürüdük, Mavi Marmara şehitleri için yürüdük. Onursuz bir anlaşmayla hakları elinden alındığı için yürüdük. Terörist ilan edilen, hapis edilen, hak aramak açlık grevindeki kardeşlerimiz Nuriye ve Semih için yürüdük.

"SOKAKSA SONUNA KADAR SOKAK"

Yürüyüşe başlayınca eleştiriler geldi, “Adalet sokakta aranmaz” diye. Bir ülkede büyük eşitsizlikler varsa, o ülkenin mahkemeleri bağımsız değil, siyasi otoriteden talimat alıyorsa, siyasi otoritenin beklentilerine göre karar veriyorlarsa, milli iradenin tecelligahı olan TBMM’nin yetkileri gasp edilmişse, TBMM dumura uğratılmışsa, basın susturulmuş veya iktidar tarafından teslim alınmışsa, o zaman adalet arayışımızın tek yeri var, o da sokaktır. Adalet, adalet, adalet. Sonuna kadar hak, hukuk, adalet diyeceğiz. Bize diyorlar ki “Adaleti niye sokakta arıyorsunuz?” 15 Temmuz’u savuşturan parlamentonun ve halkın duruşu oldu. Darbeyi durdurmak için sokak iyi, adalet için sokak kötü. Darbeyi de önleyeceğiz, adaleti getireceğiz. Sokaksa sonuna kadar sokak.

"YAŞADIĞIMIZ DÖNEM DİKTA DÖNEMİDİR"

Delilsiz ceza verme dönemi başlamıştır, 20 Temmuz sivil darbesinin ardından. Bunu her yerde her ortamda herkese anlatmak bu meydanın görevidir ve Türkiye'nin görevidir. Yaşadığımız dönem bir dikta dönemidir, herkes bunu iyi bilmelidir. Ben size 1940'ların Almanyası'ndan örnek vermek isterim. Hitler'in adalet danışmanı hakimlere, 'karar verirken Führer ne isterdi diye kendinize sorun, öyle hareket edin' demiştir. Aynı oyun bugün Türkiye'de oynanıyor. Hakim Saray'a bakıyor, ona göre karar veriyor. Buradan bütün yargıçlara, savcılara sesleniyorum: Adaletin hakkını korumak benim kadar, sizin de görevinizdir. Dik durun, onurlu durun, vicdanınızın sesini dinleyin, Saray'dan talimat geliyorsa, elinizin tersiyle itin. Onurlu durun çocuklarınıza güzel bir miras bırakın.

KILIÇDAROĞLU'NDAN 10 MADDELİK MANİFESTO

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu konuşmasında açıkladığı 10 maddelik manifesto şu şekilde:

"FETÖ'NÜN SİYASİ AYAĞI ORTAYA ÇIKARILSIN"

1. 15 Temmuz darbe girişimini bir kez daha açık ve kesin bir dille lanetliyoruz. 15 Temmuz gecesi TBMM’nin kararlı, onurlu duruşu ve halkımızın sokağa çıkarak FETÖ darbe girişimine karşı direnmesi ülkemizin anayasal ve demokratik kazanımı olmuştur. Biz buna sokağın/halkın 15 Temmuz'u diyoruz. Ancak bu darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılması iktidar tarafından bilinçli olarak engellenmektedir. 249 şehidimizin aziz hatırası ve 2301 gazimiz için Fetullah Gülen Terör Örgütü'nün siyasi ayağı ortaya çıkarılmalı ve gerçek darbecilerden hesap sorulmalıdır.

"OHAL DERHAL KALDIRILMALI"

2. İktidar tarafından 15 Temmuz darbe girişimi fırsat bilinerek, 20 Temmuz darbesi yapılmıştır. 20 Temmuz’da OHAL ilan edilmiş ve TBMM’nin yetkileri gasp edilmiştir. Biz buna Sarayın 15 Temmuzu diyoruz. Bir sivil darbeye dönüşen OHAL uygulamaları yasama, yargı ve yürütme gücünü tek kişide toplamıştır. OHAL derhal kaldırılmalı ve hukuk düzeni evrensel ilkelere uygun olarak yeniden tesis edilmelidir.

"İNSAN HAKLARINA AYKIRI UYGULAMADAN VAZGEÇİLMELİ"

3. Yargıyı siyasetin emrine vermek demokrasiye ihanettir. Dolayısıyla demokrasinin, can ve mal güvenliğinin vazgeçilmez kuralı olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı sağlanmalıdır. Adil yargılanma hakkı eksiksiz bir şekilde uygulanmalıdır. 'Kolektif suç' gibi insan haklarına aykırı uygulamalardan vazgeçilmelidir.

"OHAL MAĞDURLARININ HAKLARINI KISITLAYAN UYGULAMALARA SON VERİLMELİ"

4. Bugün, OHAL uygulamalarıyla mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik hakları ellerinden alınmıştır. OHAL mağdurları adeta 'sivil ölüme' terkedilmiştir. Mağdurların yargıya erişim ve sosyal güvenlik haklarını kısıtlayan tüm uygulamalara hukuk devletinin gereği olarak son verilmelidir.

"TUTUKLU MİLLETVEKİLLERİ SERBEST BIRAKILMALI"

5. 20 Temmuz sivil darbesinden sonra, 15 Temmuz darbe girişimiyle veya onun arkasındaki örgütle hiçbir ilişkisi bulunmayan, ama sırf Hükümete muhalif görüldüğü için bütün haklarından yoksun kılınan akademisyenler ve diğer kamu görevlileri görevlerine iade edilmelidir. Anayasa Mahkemesinin içtihatları dikkate alınarak, tutuklu milletvekilleri derhal serbest bırakılmalıdır.

"GAZETECİLER SERBEST BIRAKILMALI"

6. 150’nin üzerinde gazetecinin hapiste olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Sadece mesleklerini yaptıkları için tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalı, medya üzerindeki tüm baskılara son verilmelidir. Düşünceyi ifade özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

"TÜRKİYE GAYRİMEŞRU BİR ANAYASAYLA YÖNETİLEMEZ"

7. OHAL koşullarında, serbest tartışmanın yapılamadığı bir ortamda ve üstelik “devletin bütün imkânları seferber edilerek” gerçekleştirilen Anayasa değişikliği gayrimeşrudur. Toplumun ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan anayasa yerine, bir kişinin beklentilerine yanıt veren bir Anayasa değişikliği Yüksek Seçim Kurulu’nun yasadışı kararıyla yürürlüğe konulmuştur. Bu bir 'mühürsüz seçimdir'. Türkiye gayrimeşru bir anayasa ile yönetilemez, yönetilmemelidir.

"EĞİTİMDE LAİKLİK İLKESİNİN AŞINDIRILMASINA SON VERİLMELİ"

8. Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan, insan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti güçlendirilmeli, liyakat esası kamuda göreve başlama ve yükselmede esas alınmalıdır. Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmeli ve toplumsal adaletsizliği yeniden üreten eğitim politikaları değiştirilmelidir.

"KADIN HAKLARI TOPLUMSAL HAYATIN HER ALANINDA UYGULANMALI"

9. Sadece hukuk alanında değil, toplumsal yaşamın bütün alanlarında yaygın bir adaletsiz düzen devam etmektedir. İşsizlik, yoksulluk, insanca yaşam ücretinden yoksunluk, örgütsüzlük, ayrımcılık, yaygın şiddet, terör gibi çok geniş bir yelpazede yaşanan toplumsal adaletsizliklerin giderilmesi için ortak irade geliştirilmelidir. Toplumsal barışımızı bozan tüm antidemokratik uygulamalara eşit yurttaşlık temelinde son verilmelidir. Toplumsal adaletsizliğin en vahim görünümlerden biri olan kadınlara karşı ayrımcılığın önüne geçilmeli, kadınların özgürlük alanları korunmalı, kadın hakları toplumsal hayatın her alanında uygulanmalıdır.

"BARIŞÇI BİR DIŞ POLİTİKAYA DÖNÜŞ YAPILMALI"

10. Son zamanlarda uygulanan saldırgan dış politika ülkemizin içindeki adaletsizlikleri de kökleştiren bir kısırdöngü yaratmıştır. Adalet sadece iç politikaya ve toplumsal yaşama değil uluslararası ilişkilere de hâkim olmalıdır. Türkiye coğrafyasındaki tüm halklara, tüm kimliklere kardeşçe, adilane yaklaşan, barışçıl ve uluslararası hukuka saygılı bir dış politikaya dönüş yapmalıdır. Türkiye yüzünü insan haklarına, hukuk devletine, adalete önem veren milletler ailesine çevirmelidir.

Bookmark and Share

 

 

 
İleri Haber 9 Temmuz 2017

20/04/2018 Gün Ortalama:1848  Bugün 443 Ziyaret var  Sitede 3 kişi var  IP:54.81.116.187