Türkçe

Eğitim-Sen’de Örgütlenelim

582 kez bakılmış
31 Mart 2016
21:28
Ülkemizde eğitim sendikası denildiğinde ilk akla gelen sendika Eğitim-Sen’i daha yakından tanımak ve ilçemiz Beykoz başta olmak üzere yakın çevremizde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alabilmek adına Eğitim-Sen 2 nolu Şubesi Örgütlenme Sekreteri Çayan Çalık ile uzun soluklu bir görüşme gerçekleştirildi.
Büşra Aksu’nun sorularını yanıtlayan Çalık, yerelden genele yöneltilen birçok soruya detaylı cevaplar vererek sendikanın sadece emekçi eğitimcilerin yanında değil eğitim sektöründe bulunan tüm emekçilerin sendikal mücadele aracı olduğunun bilgisini verdi;
Eğitim-Sen ülkemiz için çok önemli bir sendikadır. 
 
Çok detaya inmeden önce biraz sendikayı yüzeysel tanıyabilir miyiz?
Çayan Çalık: Eğitim-Sen ilkeleri ve kuruluş hedefleri doğrultusunda, hem eğitimin niteliği konusunda hem de eğitim kurumlarında çalışan bütün eğitim emekçileri başta olmak üzere çalışanların temelde özlük, ekonomik, sosyal haklarını hem ulusal düzeyde hem de uluslararası düzeyde geliştirmek üzere kurulmuş bir sendikal mücadele aracıdır. Dolayısıyla kurulduğu günden bugüne vermiş olduğu mücadele perspektifi, eğitim sorunlarına bilimsel yöntem, hizmet alan ve hizmet veren gözüyle bütüncül bir yaklaşım sergilemiştir. Toplumun eşit, parasız özgür bir eğitim ortamından yararlanması için mücadele eden bir sendikadır. Ülkemizde son yıllarda karşımıza çıkan her türlü gerici eğitim politikalarına karşı, çocuklarımızın laik/bilimsel eğitim mücadelesi veren bir sendikadır. Dolayısıyla sendikal mücadele ekseni etrafında amaçlarına baktığımızda, çalışanların haklarını korumak ve geliştirmek ve toplumun, bilimsel laik eğitim alması için bütün eğitim hayatının yeniden yapılandırılma mücadelesini yükseltmek olarak özetlenebilir.
 
Sendika yasasının yürürlükte olmadığı zamanlarda sendika yasası için mücadele etmiştir. Mücadelesi sonucunda, 2001 yılında 4688 sayılı sendika yasasıyla ülkemizde kamu emekçilerinin sendika kurabilecekleri düzenlemesi yapılmış, yürürlüğe sokulan sendika yasasına sığmayacak bir sendikal hat oluşturulmaya çalışılmıştır. Eğitim Sen kurulduğu günden bugüne fiili meşru mücadelesi temel referansı olmuştur. Sığdırılmaya çalışılan yasal düzenlemeyi kabul etmemiştir. Üyeleri sendikal mücadelenin gerekleri konusunda aktiftir. Aynı zamanda sendikal mücadelenin temel görevlerinden saydığımız demokrasi mücadelesinin örgütüyüz. Ekonomik özlük mücadeleyle demokrasi mücadelesini birlikte yürütmeye çalışan örgütsel bir yapılanmanın gereklerini yerine getirmeye çalışıyoruz. Çünkü ülkemizdeki anti demokratik her türlü gelişme aynı zamanda çalışanların ekonomik haklarına dönük bir saldırıya rahatlıkla dönüşebiliyor. Tek başına özlük ekonomik hak mücadelesi yeterli bir mücadele alanı olarak tarif edilemez. Ve mücadelemizi bu yönde yükseltmeye, demokrasi güçleriyle beraber iş birliği içerisinde olduğumuz konularla ilgili birlikte hareket etmeye ve iş yerlerinde emekçilerin birlikte mücadele etmesini sağlayacak zeminlerde, üyemiz olsun olmasın bütün herkesi haklı eylemlerimize davet edebiliyoruz. İş yerlerine gittiğinizde, sorduğunuzda sendikacılık kim tarafından gerçek manada yapılıyor dendiğinde, Eğitim-Sen adres olarak gösteriliyor. Bu anlamda eğitim emekçilerinin adresiyiz henüz üyelik bazında sonuç alıcı olmasa da mücadele sabırlı olmayı gerektiriyor.
 
Eğitim-Sen’i Beykoz ölçeğinde ele alırsak kaç üyeniz var ve nasıl bir üye çalışmanız var?
Çayan Çalık: Kadıköy’de bulunan şube merkezine bağlı bir faaliyet alanı içerisinde olduğumuzu hatırlatmakta fayda var. Şubemiz Kadıköy’de. 9 ilçede örgütleme faaliyet yürütülüyor. Beykoz’da bunlardan bir tanesi. 9 ilçe çok geniş bir alan. Bizde son 6 yıldır ilçelerde, ilçe düzeyinde faaliyet yürütebilecek üyelerimizle daha sık temas edebilecek yürütmeler oluşturduk. İrtibat büroları oluşturduk. Bu irtibat bürolarından biride Beykoz’da bulunuyor. Dolaysıyla çok uzun zamandan beri bu irtibat bürosunda üyelerimizle yan yana gelip, iş yerlerinde yaşanan sorunları birlikte değerlendirmek hem de yeni üye kazanımları konusunda ne tür faaliyetler önümüze koyacağımızı kararlaştırmak, kararlarımızı ivedi bir şekilde üyelerimize ulaştırmak temel görevimiz.
.
Temel karar verici mekanizmamız Beykoz değil, ayda bir gerçekleştirdiğimiz şube temsilciler meclisi temel karar organımız. Şube Yürütme Kurulu icra organıdır. Beykoz’daki yerel faaliyetlerle ilgili örgütlenme çalışması yapmak Beykoz’daki irtibat bürosunun temel görevi ve gönüllülük esasına dayalıdır. Bu tarz örgütleme çalışması Ümraniye, Sancaktepe, Çekmeköy bölgesinde de ilçe yürütmesi oluşturularak faaliyetlerini yerelde hayata geçirmeye çalışıyoruz.
 
Beykoz’da 360’a yakın üyemiz mevcut. 360 üyemizle dönem dönem kahvaltılarda, yemeklerde buluşma, birlikte sinemaya gitme, tiyatroya gitme gibi etkinlikler oluyor. Eğitim-Sen olarak da Beykoz’daki diğer demokrasi güçleri ile birlikte hareket etmek o platformlarda bulunmak Beykoz’un temek sorunları konusunda da eğitimcilerin bir bakış açısı olduğunu bildirmek adına aktif rol üsteniyor. En son kristal-iş sendikası önünde direnen işçilerin dayanışması içerisinde bulunduk. Demokrasi güçleriyle beraber burada da Eğitim-Sen aktif bir rol üstenmiş oldu. Burunbahçe İspark meselesi de bizim açımızdan insanların günlük hayatında ücretsiz olarak kullandıkları yerin belediye tarafından rant alanına dönüştürülmesi de, karşısında da bir bakış açımız ve mücadele perspektifimiz var. Okul içerisinde yaşanan gerici eğitim uygulamalarına karşıda bir yaklaşım biçimimiz ve buna ilişkinde dönem dönem yapmış olduğumuz basın açıklamalarımız var. Bütün eğitim emekçilerine çağrımız şu, doğru bir sendika alanında olmak, haklarını doğru bir zeminde korumak için yani koltuk veya gelecek mevki makam için değil, onurlu aydınlık bir geleceğe inanan, bütün eylem ve etkinliklerde ayrımsız yan yana gelmeyi, birlikte hareket ederek emek mücadelesinin kazanımla sonuçlanacağını düşünen, Eğitim Sen’e bütün eğitim çalışmalarını davet ediyoruz. 
 
Eğitim-Sen’li olmak bir eğitimci için ayrıcalıktır diyebiliyor muyuz?
Çayan Çalık: Eğitim-Sen, kurulduğu günden bugüne Türkiye’deki demokrasi mücadelesi ve emekçilerin haklarının korunması için 90’lardan itibaren başlatmış olduğu mücadele geleneği ve birikimi bir ihtiyaç. Dolayısıyla bir sendikal yapı olarak çalışma hayatındaki dönüşüme, değişime bağlı olarak belki kendisini günün koşullarına göre revize edememiş, belki günün ihtiyaçlarına cevap verememiş olsa da, bugün sendikal mücadelenin geleceği açısından Eğitim-Sen bu alanda örgütlü diğer sendikalara göre doğru bir adres. Sorunlarımız yok mu, var. Ama bu sorunlarımızı birlikte tartışmak, birlikte değerlendirmek, doğru sorularımızla doğru cevaplar üretebilmek için gerekli potansiyele sahibiz. Şöyle düşünün, sendikal herhangi bir çalışma konusunda bizim sendikal yönetimler çok fazla rahat değildir. Yaptığınız herhangi bir çalışma, üyeleriniz tarafından kabul edilmeyebilir, dinamik bir eleştiri zemini mevcut. Eğitim Sen’i Eğitim Sen yapanda üyelerin bu gücüdür. Yani yanlış bir iş yaptığınız zaman üyeleriniz size ‘hayır’ diyebilir. Bunu başka bir sendikal yapıda göremezsiniz kolay kolay. Bizde bir sendikacılık meslek olarak ele alınan bir konu değil. İki dönem üst üste görev yapmak tüzüğümüz şartlarından. İki dönemden sonra başka arkadaşların bu görevi ifa etmesi için alan açılır. Bizde hem genel merkez düzeyinde olsun hem de şube yönetimi bazında olsun iki dönem üst üste yöneticilik görevi yaptıktan sonra devam edemez. Merkezi düzeyde arkadaşlarımızın profesyonel sendikacılık bağında izinli olmaları dışında şube yürütme kurullarında hiçbir şekilde profesyonel sendikacı istihdamı yapılmamaktadır. Şube yönetim kurulunda çalışan arkadaşlar aynı zamanda eğitim kurumlarında da çalıştıkları için, eğitim kurumlarındaki sorunların bizzat muhatabıdır. Öğretmenlerin sorunlarını daha iyi anlayabilmektedir daha iyi değerlendirebilmektedir.
 
Bizim açımızdan da bu sendikal mücadele ekseni etrafında yürütmüş olduğumuz alan faaliyetleri bu anlamıyla alanda bulunmamızdan kaynaklı, iş yerlerinde bulunmamızdan kaynaklı bizzat çalışanlara temas etme şansımız yüksek.. Bazı sendikalarda olduğu gibi 15 20 yıl bizde bir genel başkan bulamazsınız. Diğer taraftan memleketimizde yaşanan özellikle AKP iktidarıyla beraber gelişen gerici eğitim politikası, bu gerici eğitim politikalarına karşı yürütmüş olduğu mücadele özetle kamuoyunda 4+4+4 eğitim yasası olarak bilinen yasal düzenlemeye karşı vermiş olduğu mücadele önemli bir adımdı. Bu adımın sadece eksik bir yanı vardı oda bu yasanın gerçek manada gerici, piyasacı eğitimin ve çocuk işçiliğin önünü açması açısından yapmış olduğumuz eylem ve etkinliklerde toplumun diğer kesimleriyle birlikte hareket etme şansını yakalayamamış olmamız. Ve bugün görülüyor ki 4+4+4 yasasının meclisten geçmesini önlemek, engellemek aslında tarihsel bir görevdi. Ancak şuan gelinen noktada kız çocuklarının eğitimin dışına itilmiş olması, çocuklarımızın cinsel bir obje olarak algılanması, laik bilimsel eğitimden mahrum edilmesine kadar her türlü sorun, toplumun temel sorunu haline geldi. Bugün eğitimcilerin temel görevi toplumla buluşmak, birlikte doğru bir eğitim modeli, bilimsel eğitim modeli inşa etmek için çalışmak gerekiyor.
 
Benim sormayı unuttuğum bir şey kaldı mı bilmiyorum ama sizin mutlaka söyleyeceğiniz başka şeyler vardır?
Çayan Çalık: Birincisi Türkiye’deki sendikal mücadele alanı içerisinde örgütlü olan yapıları, bugün yaşanan çalışma hayatındaki dönüşüme bağlı olarak, bugün AKP iktidarının hedefine koyduğu çalışma hayatı, güvenceli çalışma ortamından mahrum bırakma girişimidir. Güvencesiz çalışmayı dayatan bir siyasal iktidarla karşı karşıyayız. Kıdem tazminatını ortadan kaldırmayı çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. Emekçilerin aleyhine dönük olan bu tür saldırıları, geri püskürtmenin yolu buna karşı çıkan sendikaların yan yana gelmesi, karşı çıkmayan sendikaların deşifre edilmesi, mahkûm edilmesi ve özellikle bütün emekçilerin birlikte mücadele etmesini sağlayacak birleşik emek hareketi inşası gerekiyor. Birleşik emek hareketinin bir şekilde yan yana gelişini imkânlı hale getirerek AKP’nin reva görmüş olduğu neoliberal politikalarına, vahşi kapitalizm koşullarına döndüren çalışma yasalarına birlikte bir cevap üretme gereği her geçen gün artıyor. Bütün emekçileri bugün başka yerlerde örgütlenmiş olsalar bile, başka bir sendikal yapı içerisinde bulunmuş olsalar bile, bu saldırılardan azade olmayacaklarını ve Eğitim-Sen’in bu tür çalışma hayatına dönük saldırılara karşı yürüteceği eylem çağrılarına katılmalarını istiyoruz. Çünkü bu sadece bugün çalışma hayatında bulunanların sorunu değil, geleceğimizde çocuklarımıza nasıl bir Türkiye bırakacağımıza ilişkinde sorunun da cevabını barındırıyor. Hem bugünümüzü hem yarınımızı kurtarmak istiyorsak Eğitim-Sen’de örgütlenelim. Eğitim-Sen’in mücadele çağrısına olumlu cevap verelim diyorum.
 
Milli Eğitimin böyle bir uygulaması var. Bunlara karşı okullarda yapılan bu tür sorunlar oraya çıkıyor.
Çayan Çalık: Beykoz Milli Eğitim, eğitim politikaları açısından Türkiye’de yaşanan genel durumdan farklı olamamakla birlikte, gerici eğitim politikalarının topluma nüfus etmesi konusunda önemli adımlar atmaya çalıştı. İmam Hatip Ortaokullarının açılması konusunda ciddi bir yol alış söz konusu oldu. Öğrencilerimizin İmam Hatip’e yönlendirilmesi konusunda bütün Ortaokullarda, geçmiş yıllarda 10 kişiyi bulacak şekilde sınıflar açılmaya çalışıldı. Hem bu toplumun laik ve bilimsel eğitim talebini hiçe sayan, yok sayan, eğitimin temel maiyetinin dinsel yönelimde, dindar ve kindar nesil yetiştirme çabası içerisinde olan bir yaklaşımının vücut bulduğu bir yer haline geldi. Hem ortaokul çağında olsun hem lise çağında olsun öğrencilerin kimi tarikat ve cemaat yurtlarında barındırıldığını biliyoruz. 
Bugün Ensar vakfıyla karşımıza çıkan tabloya da baktığımızda, bu çocuklarımızın aslında ne kadar güvencesiz bir ortamda bulunduklarının göstergesi. Çocuklarımızın ruhsal sağlığını, fiziksel ve psikolojik sağlıklarının korunması açısından devletin bizzat kendisinin sosyal politikaları devreye sokarak hiçbir cemaate, hiçbir tarikata, hiçbir özel girişime yer vermeden bu çocukların barınma ihtiyacının kendisi tarafından karşılanması gerektiğini altını çizelim. En son İbrahim Canan Anadolu Lisesinde yaşanan olaya bakacak olursak bu öğretmenin hala orada görev yapıyor olmasına ilişkin ilçe milli eğitim müdürlüğü, şube müdürüyle yapmış olduğumuz görüşmelerde ‘gereğini yapacağız’ demiş olmalarına rağmen, bugün Hürriyet gazetesinde çıkan habere baktığımızda olayın üstü örtülmeye çalışıyor. 
 
Milli eğitimin eylem yapan öğretmene, hakkını arayan öğretmene, 147’ye şikâyet edilen öğretmene hemen soruşturma açtığı ve cezalar yağdırdığı bir dönemde, kendi yandaşlarını korumak adına dinci, gerici eğitimi ortaya çıkarmış olduğu, kızları ayrıştırıcı cinsiyetçi eğitim politikalarının devreye girdiği bu dönemde, bütün toplumu birlikte hareket etmesi gerekir. Bütün velilerimizin özellikle yaşamış oldukları durumlar karşısında bizleri bilgilendirmesi ve birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Seçmeli derslerde de önemli sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz. Paket seçmeli dersler oluşturuluyor. Ve bütün öğrencilerin bir şekilde Din dersi alması sağlanacak şekilde programlar yapılıyor. Bu programı yapan müdürler zaten yeni dönemde AKP tarafından atanmış liyakat sahibi olmayan bindirilmiş kıtalar. 
 
AKP politikalarına ayak uyduracak gerici dinci eğitim politikalarını destekleyecek insanların bu koltuklara oturtulduğu, dolayısıyla iş yerlerinde hiçbir huzurun kalmadığını, çocuklarımızın bu anlamıyla daha sıkıntılı eğitim sürecine doğru gittiklerinin altını çizmek lazım. Orada bir öğrencinin maruz kalmış olduğu sözler sadece o öğrenciye yapılmış bir fevri davranış biçimi olarak görmüyoruz. Bütün eğitim süreci içinde bulunan çocuklarımızı cinsel bir objeye dönüştüren hatta ve hatta çocuklarımızı eve kapatacak, erken yaşta evliliğe teşvik edecek bu tür uygulamaların kaldırılması için de mücadelemizi sürdüreceğiz.
 
Ropörtaj: Büşra Aksu
 
Post Beykoz  31 Mart 2016
Bookmark and Share

21/08/2018 Gün Ortalama:0  Bugün12 ziyaret var  Sitede 1 Kişi var  IP:54.162.171.242