Türkçe

60 günü kazanmak zorundayız...

1291 kez bakılmış
9 Ağustos 2012
22:34

Beykoz'da tanıtım  

Beyoğlu'nda tanıtım  

İzmir'de tanıtım  

Ayvalık'ta tanıtım  

Ayvalık'ta tanıtım  

Gazetenin mutfağının günde 24 değil de, 25 saat çalışacağı bu 60 gün boyunca her bir yoldaşımızın, her bir dostumuzun gazete ile okur ilişki­si dışında nasıl bir bağ kuracağının da ortaya çıkarılması gerekiyor. Bu bağ, gazetenin içerik ve biçiminden ayrı, ondan bağımsız bir olgu değil. Tanıtım çalışmalarında kullandığımız "hep birlikte" sözü şu anlama geliyor: Biz tekelci medya karşısında çok elli bir gazeteyiz. Gücümüzü çok geniş bir kaynağı gazetenin yaratılmasında harekete geçirme yeteneğinden alıyoruz.

 
Gazete için iki ayımız var. Gerek­li kaynakların yaratılması, istediği­miz gibi bir gazetenin ortaya çık­ması ve etkili bir tanıtımla, hedef­lenen okur kitlesinin gazete ile ba­ğının kurulması için 60 gün... Bu sürenin iyi kullanılması gerekiyor. Olanca ağırlığı ile çöken yaz sıca­ğında örgütlenen mali dayanışma­daki açıkların kapatılması, dayanış­ma sayısının hedeflenen miktarda, hatta ötesinde dağıtılması ve abone kampanyasında arzu edilen rakam­lara ulaşılması gerekiyor öncelikle. Basılı bir gazetenin ne anlama ge­leceğini hemen kavrayan ve komü­nistlere yakışır bir yaratıcı enerjiy­le işe koyulan, maddi kaynak bulmak için ek işler yapan, kararlaş­tırılan tarihte "işte benim katkım" budur diyen partililerin heyecanı­nın henüz istim almamış yoldaşlarımızın ataletine baskın gelmesi her­halde ilk koşul.
Burada ne bir disiplin sorunu var, ne örgütsel dağınıklık ne de başka bir şey. İdeolojik mücadele dediği­miz, insan aklına, insanın davra­nışlarına hükmeden karmaşık dinamikleri şekillendirme uğraşın­da devrimci irade ve inancın üs­tün gelmesi için daha fazla çaba harcamamız zorunlu. AKP'nin geriletilebileceğini, bu iş­lemin devrim cephesinin hanesi­ne yazılabileceğini bilen, kavrayan biri gazeteye, gazetemize duyar­sız kalamaz.
Demek ki, partinin içine ve dışı­na daha güçlü müdahaleler yap­malıyız. Her geçen gün, "soL geli­yor" sloganındaki şiddet daha güç­lü hissedilmeli.
 
İlgiyi örgütlemek
 
Evet, şimdi Dayanışma Sayısı'nı hızlı bir biçimde ulaştırmalıyız on binlerce kişiye...
Daha şimdiden gazete büyük bir ilgi yaratmakla kalmadı, koşulsuz destek öneren güvenilir halkalara da sahip oldu. Açık söylemek ge­rekirse, bu kadar kısa sürede böyle bir ilgi hiçbirimiz beklemiyorduk. Bu ilginin değerlendirilmesi, örgüt­lenmesi ve kalıcılaştırılması, gaze­te için maddi kaynak oluşturma sü­recinin ayrılmaz bir parçası olarak düşünülmeli.
Bu sürecin ögelerinin farklı zaman dilimlerine yerleştirilmesi, odak­lanma sıkıntısı yaşanmaması için geliştirilen bir yöntemdi. Ancak bir noktadan sonra kaçınılmaz olarak birden fazla aracın aynı anda kul­lanıldığı bir evreye geleceğiz. Ko­münist Partisi'ne yakışır bir titiz­likle çalışmamız, çala kalem iş yap­ma alışkanlıklarımızı terk etmemiz gerekiyor. Yol alıyoruz, biz bu işi yaparız ama şu anda hedeflediği­miz rakamların çok altında oldu­ğumuz da bir gerçek. 
soL için maddi kaynak yaratmak is­teyen, istediğini belirten dostlarımızın henüz çok azına ulaştığımızı bilelim. Partide de bu sorunla karşı­laşmıyor muyuz? Siyasal etkiyi, il­giyi örgütlemek!
Açık söylemek gerekirse seçim san­dığından çok daha sağlıklı bir kriter olacak günlük gazete. Daha gerçek, daha cardı, daha sürekli...
 
Gazetenin ruhu
 
Gazetenin içeriği ve tasarımına iliş­kin hazırlıklarda da eşik atlamak ge­rekiyor. "Siz iyi gazete çıkarırsınız" diyen binlerce dostumuz oldu daha şimdiden. Partide de "biz bu işi ya­parız" diyenlerin ağırlığı, kuşkucu­lardan çok daha fazla doğal olarak. Ancak bir noktadan sonra bu inanan karşılığının bulunması, ete kemiğe bürünmesi, somutlanması gerekiyor. Öncelikle gazetenin ruhu ortaya çıkmalı. İlk serbest alıştırmalar dö­nemi artık geride kalıyor. Şimdi denemelerin, tartışmaların yerini ama­ca kilitlenmiş üretim almak duru­munda. Şu ana kadar pek az ipucu vererek yürüttüğümüz ve yürüt­meye devam edeceğimiz hazırlıklar 1 Ekim günü okurda "bu iş olur" iz­lenimi yaratmalı en azından. Kolay olmayacak, okurun yadırga­mayacağı yeni bir gazete hazırla­mak. Gazetenin mutfağının günde 24 değil de, 25 saat çalışacağı bu 60 gün boyunca her bir yoldaşımızın, her bir dostumuzun gazete ile okur ilişkisi dışında nasıl bir bağ kuraca­ğının da ortaya çıkarılması gereki­yor. Bu bağ, gazetenin içerik ve bi­çiminden ayn, ondan bağımsız bir olgu değil. Tanıtım çalışmalarında kullandığımız "hep birlikte" sözü şu anlama geliyor Biz tekelci med­ya karşısında çok elli bir gazeteyiz. Gücümüzü çok geniş bir kaynağı gazetenin yaratılmasında hareke­te geçirme yeteneğinden alıyoruz. Dolayısıyla gazetenin mutfağın-dakiler, bir yandan sorumlulukla­rını bilerek, topu taca atmadan ça­lışmak, öte yandan da kendilerini dört duvar arasına kapatmadan, bu geniş kaynağı düzenli, günlük bir çalışmaya örgütlemek durumunda­lar. Bununla ilgili olarak yeri geldi­ğinde hem parti örgütlerine hem de dostlarımıza bilgi verilmekte, katkı kanallarının neler olacağına açıklık getirilmekte. Bunlar yakından takip edilmeli ve gereken yapılmalıdır. Geniş ilgi ve destek talebi, iyi ör­gütlenip tasnif edilmediğinde ga­zetenin kabusu haline de gelebi­lir. Gazete kolektif bir araç ama tam da öyle olduğu için seçici ol­mak, her bir santimini ortak ama­cımız doğrultusunda en verimli bi­çimde kullanmak durumundayız. "Benim yazımı neden koymadılar" türü küskünlüklerin yaşanmama­sı için gazetenin ruhunun kendini hissettirmeye başlaması gerekiyor artık. Katkıların şekillenmesi, di­sipline edilmesi de bu ruhun ya­ratılması ile ilgili. Bu ruh, hepimize biçim verecek­tir. Dayanışma Sayısı'nda bu ruh var mı?
Yok, Dayanışma Sayısı bilgi vermek ve bir iddiayı paylaşmak için hazır­landı. Ve asli olarak bir dayanışma kampanyasının araç olarak düşü­nüldü. Bir gazete kendini tam ola­rak ancak kendisiyle anlatabilir. Ta­nıtım araçlan, bilgilendirme amaç­lı toplantı ya da söyleşiler gazeteyi dolayımlarla ele verir. Bu anlamda soL'un gerçek sınavı 1 Ekim Pazar­tesi günü başlayacak. 
 
Farklı, bize yakışır bir gazete ile pi­yasa tabiri ile "tutan" bir gazete ha­zırlamak arasındaki gerilim nede­niyle soL'un kişiliksizleşmesi tehli­kesinin bertaraf edilmesinde hepi­miz üzerimize düşeni yapmak du­rumundayız. "Gazete gibi gazete" beklentisi yüceltir de öldürür de... Gazete çıkarıyorsak, bunun olmaz­sa olmazları var, aynca okur alış­kanlıklarına savaş ilan etmeyeceği­mizi de peşinen söyledik. Öte yan­dan biz bir gazete çıkarıyorsak, bu­nun da olmazsa olmazları var. Bu bir denge, ayar sorunu mu tek başına?
Kesinlikle değil. Bize yakışır, misyonlarımıza uygun bir soL "gazete gibi gazete" olabilir pekala, işte bu nedenle 1 Ekim'de partililer, yakın dostlarımız dışında hiç yadır­ganmayan bir gazete olursa soL, bilin ki başarısız olmuşuz demektir. Yadırganmalı ama ilgi çekmeli, yadırganmalı ama takip edilmeli, yadır­ganmalı ama beğenilmeli... Burada doğal olarak çevremize müdahale­de bulunup, neden böyle bir gazete­ye gereksinim olduğunu anlatacağız. O halde... 1 Ekim'den önce, gazete­nin öncelikli sahipleri olarak, gaze­teyi iyi kavramış olmamız, 60 gün sonra okur alışkanlıkları  ile soL a­rasındaki gerilimi yumuşatmak için elimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Hep beraber kaynak yaratmaya o­daklanalım şimdi, bu kaynakların heba olmayacağına güvenerek... Bir süre sonra, maddi altyapısı her an­lamda güçlenen gazetenin ruhunun belirginleştiğini göreceğiz. Böylece 1 Ekim sınavına, sonucu az-çok kestirerek gireceğiz. Bu sınav­dan geçeceğimizden emin olarak... İyi bir gazeteyle neler yapabileceği­mizi hayal etmemiz yeterli... Şimdi başlıyoruz yoldaşlar, dost­lar... Kolay gelsin.
 
Kemal Okuyan
 
Komünist Dergisi
Ağustos 2012
Bookmark and Share
 

23/09/2018 Gün Ortalama:1416  Bugün347 ziyaret var  Sitede 4 Kişi var  IP:54.92.164.184