Türkçe

Reklam

67 kez bakılmış
5 Mart 2019
11:38
1. Bir şeyi geniş yığınlara tanıtmak, beğendirmek ve böylece o şeyin daha çok istenmesini, alınmasını, satılmasını sağlamak için söz, yazı ve benzeri araçlarla yapılan her türlü tanıtma çabası.
 
2. Bu amaçla kullanılan yazı, resim, film vb.
 
Her ne kadar kapitalist sistemin bir aracı olsa da reklam, kamu yararı söz konusu olduğunda çok önemli bir konuma geliyor.
 
Tamamen yaratıcılık üzerine kurulu olan reklamların onyıllarca unutulmadığını ve hatta ödüller aldığını biliriz. Özünde yaratıcılık olmazsa olmazı olsa da reklamın, bir kaç önemli yan etkeni de işin içine sokmamız lazım; akılda kalıcı bir slogan, doğru yazı fontları ve renk paleti.
 
Doğru reklamı doğru yer ve zamanda uyguladığınızda inanılması zor sonuçlar elde edildiği hepimizin malumudur.
 
Bu kadar teferruattan sonra asıl konumuza geçebiliriz. Beykoz'da ve tüm Türkiye'de meclis dışı partileri ve bağımsızları saymazsak 3 ismin ön planda olduğunu görüyoruz. Peki bu 3 isimden hangileri doğru reklam uygulayıp geniş kitleleri etkileyebiliyor.
 
Tamam kabul ediyorum, doğrusu "etkilemek" değil, düşündürüp ikna ederek kabul ettirmektir ama şartlar bu seçimde farklı olduğu için oyunu onların istediği gibi oynamamız gerekiyor.
 
AKP tek merkezden belirlenen yazı fontu, slogan ve renk paleti kullanıyor. "Belediyecilik işi, gönül işi" gibi son derece yavan ve basit bir sloganı bile doru font ve renk uyumu içinde kullanıp kitlelerin dikkatini çekebiliyorlar. CHP ise doğru sloganı kullansa da karışık bir renk paleti kullanmakla kalmayıp üçüncü sınıf bir matbaada hazırlanan font kullanarak sloganı heba ediyorlar. Dolayısıyla o küçük yan etkenler bir çuval inciri berbat edebiliyor. 
 
İYİ Parti ve Saadet partisi ise reklam konusunda bana göre hem iktidarı hem de ana muhalefet partisini gölgede bırakacak bir reklamcılık örneği sergiliyor. Ama onların da en büyük sorunu kendinden olmayanları etkilemek ve şirin görünmek için kendi özlerinin dışına çıkmak ve doğru hazırlıkları kitlelerle buluşturamamak. Yani bir tiyatro oyununun boş salona sergilenmesi gibi.
 
Gezi olaylarında gençlerimizin duvarlara yazdığı sloganları düşünün. Orantısız bir polis gücüne karşılık orantısız zeka ile cevap verilmişti. O zekice hazırlanan duvar yazıları dünyanın en önemli haber programlarında günlerce konu olduğu gibi yediden yetmişe herkesin takdirini toplamıştı. Hemen ardından Haziran Hareketi ile birlikte sosyal medyada güçlenen ve dünya listelerini onlarca gün işgal eden bir sosyal medya örgünlenmesine şahit olduk. Yani dijital dünyada da söz sahibi oldu o gençler.
 
Yukarıda bahsi geçen sağ partiler ve CHP bizim gençlerin yanından bile geçemezken peki bizde eksik olan ne?
 
Yağ var, şeker var un var...
 
Fırat Aydoğar
05 Mart 2019

25/03/2019 Gün Ortalama:219  Bugün58 ziyaret var  Sitede 1 Kişi var  IP:18.208.211.150